Yönetim Kurulu Üyemiz Zeynep Yalım Uzun, Kulübümüzün Yüksek Divan Kurulu Nisan Ayı Olağan Toplantısı’nda Kulübümüzün dijital mecralara bakış açısı ve bu alanda yapılan çalışmalarla ilgili açıklamalarda bulundu. Yönetim Kurulu Üyemizin açıklamaları şu şekilde:
“Burada sizlerle kulübümüzün dijital mecralara bakış açısını ve bu alanda yaptığımız çalışmaları paylaşmak istiyoruz. Çünkü iletişim artık sadece bir destek alanı değil, Fenerbahçe’nin büyümesinde doğrudan etkili bir alan haline gelmiş durumda.
Dünya değişiyor, taraftar alışkanlıkları değişiyor, içerik tüketim biçimleri değişiyor ama değişmeyen tek bir şey var o da Fenerbahçe’ye olan bağlılık. Fenerbahçe bu ilkenin en güçlü duygusal markasıdır. 30 milyonu aşan taraftar gücü. Onlarca yıla yayılan aidiyet. Sahada yazılmış efsaneler.
Ancak bugün kendimize sormamız gereken çok kritik bir soru var. Bu gücün ne kadarını dijital dünyada değerlendirebiliyoruz?
İnsanlar hala tutkuyla spor yapıyor, spor takip ediyor. Hatta her zamankinden daha fazla. Sadece nerede ve nasıl takip ettikleri değişti ve bu değişim Fenerbahçe için asla bir tehdit değildir. Bu, bizim için tarihi bir fırsattır. Bizim yaptığımız şeyde tam olarak bu bağlılığı bugünün dünyasında doğru mecralarla buluşturmaktır.
Rakamlar bize çok net bir şey söylüyor. 16-34 yaş arası kitlenin %70’ten fazlası artık geleneksel bir şekilde televizyon izlemiyor. Video tüketiminin %80’den fazlası dijital platformlarda gerçekleşiyor. Dijital ses ve podcast pazarı her yıl çift haneli oranlarda büyüyor. Yani aslında izleyicimizden bize gelen mesaj son derece açık; içerik tüketimi azalmıyor, sadece platform değiştiriyor.
Dünyaya baktığımızda ise tablo daha da çarpıcı. Örneğin Real Madrid. Sahadaki performansından bağımsız olarak yüz milyonlarca dijital kullanıcıya erişiyor. FC Barcelona içerik üretimini doğrudan gelir modeline dönüştürmüş durumda. Manchester City küresel platformlarda yaptığı iş birlikleriyle içeriğini 190’dan fazla ülkede izlettiriyor. Paris Saint-Germain ise dijital içerik sponsorluklarından son derece ciddi gelirler elde ediyor.
Aslında tüm bunların ortak noktası son derece açık. İçeriği sadece bir iletişim aracı olarak değil, Fenerbahçe’nin stratejik bir varlığı olarak görmemiz gerekiyor. Dolayısıyla taraftarlarımızı yakalamak istiyorsak, onların olduğu yerde olmak zorundayız.
Mevcut değerlerimizi koruyarak bunları daha güçlü, daha erişilebilir hale getirmek bizim en büyük önceliğimiz. Attığımız adımlar da işte tam da bu doğrultuda.
Mesela YouTube kanalımız. YouTube kanalımız bu ilgili dönemde 3 milyon abone eşiğini aşarak bugün 3.1 milyon aboneye ulaşmıştır. Yine aynı süreçte platformdaki en yoğun içerik dönemlerinden biri gerçekleşmiştir. 4,1 milyon izlenme ile kanal tarihimizin bir günde en yüksek izlenme rakamına imza atılmıştır. Futbol ve basketbol takımlarımızı taraftarlarımızla buluşturan çok sayıda içerik hayata geçirilmiş, yeni projelerimiz ise geliştirme aşamasındadır. Üretilen içeriklere gösterilen yoğun ilgi, bu alandaki potansiyelin ne kadar büyük olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Ve artık çok net bir noktadayız: YouTube kanalımız yalnızca bir iletişim mecrası değildir. Aynı zamanda kulübümüz için sürdürülebilir bir gelir modeli olmaktadır. Böyle bir potansiyeline sahip, stratejik bir varlığımızdır. Sponsor markalar için yüksek görünürlük ve etkileşim sağlayan, ölçülebilir ve güçlü bir reklam alanı haline gelmektedir. Bu, Fenerbahçe’nin dijital gücünün ekonomik değere dönüşmesidir.
Şimdi bu noktada özellikle Fenerbahçe Radyo ile ilgili camiamızda oluşan görüşlerin ve eleştirilerin farkında olduğumuzu özellikle ifade etmek isterim. Bu konunun duygusal tarafını hepimiz çok iyi anlıyoruz. Bizim buradaki niyetimiz hiçbir zaman bir şeyi ortadan kaldırmak olmadı. Amacımız, sürdürülebilir ve daha güçlü bir iletişim yapısı kurabilmekti.
Elbette işin bir ekonomik boyutu da var. Ama biz bu kararı alırken önceliğimizi buraya koymadık. Bizim için esas soru şuydu: Elimizdeki bir değeri nasıl daha iyi bir noktaya taşıyabiliriz? Mevcut yapıya baktığımızda; üretilen içerik sınırlı, kapsama alanı sınırlı, ulaşılabilecek maksimum dinlenme potansiyeli sınırlı bir yapı vardı.
Dolayısıyla burada bizim niyetimiz; ürettiğimiz içerikleri daha geniş kitlelerle buluşturmak, Fenerbahçe’nin sesini sadece belli bir frekansla sınırlı tutmamak oldu. Bugün Türkiye’nin dört bir yanında, hatta dünyanın farklı yerlerinde yaşayan milyonlarca taraftarımız var. Bizim sorumluluğumuz da bu sesi onlara ulaştırabilmek.
2011 yılında kurulan Fenerbahçe Radyo, o günün şartları içinde önemli ve doğru bir adımdı. Ama bugün geldiğimiz noktada, iletişim dünyasının geldiği yer ve bu yapının olduğu gibi devam etmesini mümkün kılmıyor. Aslında bugün mesele bir mecrayı sürdürmek değil, Fenerbahçe’nin sesini daha güçlü, daha yaygın ve daha sürdürülebilir şekilde duyurabilmek. İşte biz de bu doğrultuda eldeki imkânları en doğru şekilde kullanarak daha geniş bir etki yaratacak bir yaklaşımı tercih ettik. Bu kararın herkeste aynı karşılığı bulmayabileceğini anlıyoruz ve biliyoruz. Ama Fenerbahçe’nin bugünü ve yarını için doğru olanın bu olduğuna inanıyoruz.
Fenerbahçe TV hakkında son dönemde çıkan bazı haberleri ve değerlendirmeleri bizler de görüyoruz. Bu konunun camiamız açısından ne kadar hassas olduğunun farkındayız. Öncelikle şunu net bir şekilde ifade etmek isterim; şu an için Fenerbahçe TV’nin kapatılmasına yönelik bir gündemimiz bulunmamaktadır. Bizim odağımız, burayı ortadan kaldırmak değil, tam tersine daha güçlü hale getirebilmek. Fenerbahçe TV, bu kulübün sadece bir yayın kanalı değildir. Bu camianın hafızasında yeri olan, özellikle kulübümüzün zor zamanlarda üstlendiği rol ile hepimiz için farklı bir anlam taşıyan bir mecradır. Yıllar boyunca sadece maçları, programları değil; bu camianın duruşunu, sesini, refleksini yansıtan bir yapı olmuştur. Bugün de Fenerbahçe TV’nin bu değerinin ve anlamının son derece farkındayız.
Bu nedenle bizim yaklaşımımız çok net: Fenerbahçe TV’yi geliştirmek ve daha güçlü bir noktaya taşımak istiyoruz. Bu doğrultuda içerik tarafında, üretim tarafında ve yapısal olarak nasıl daha ileriye gidebiliriz diye çalışıyoruz. Bizim için önemli olan Fenerbahçe’nin sesini en doğru şekilde duyurabilmektir. Bu değeri de sürdürülebilir kılmak bizim için son derece önemlidir.
Değerli üyelerimiz, Fenerbahçe çok büyük bir camia. Bu büyüklük sadece sahada değil, iletişimde de doğru şekilde yansıtılmak zorundadır. Bu kulübün sesini daha güçlü çıkarmak, daha fazla insana ulaştırmak ve bunu sürdürülebilir bir yapı içerisinde dönüştürmek bizim sorumluluğumuzdur. Attığımız her adımda, Fenerbahçe’nin değerlerini koruyarak, onu bugünün dünyasında daha güçlü bir noktaya taşımayı hedefliyoruz. Fenerbahçe’nin adının geçtiği hiçbir yerde Fenerbahçe geri çekilmez, küçülmez. Fenerbahçe her zaman büyümelidir. Ama çağın gereklerine uygun şekilde büyümelidir. Ve büyüme adına attığı her adım da mutlaka sürdürülebilir olmalıdır. Biz tüm kararlarımızı bu ilkelerle alıyoruz.
Sözlerime son verirken; Sayın Genel Sekreterimizin de bahsettiği 'Geleceğin Başkanları' projesine kısaca ben de bir değinmek isterim. Biz sürekli yeni ve değişen bir dünyadan bahsediyoruz. Bu anlayışın bir devamı olarak bu projeye de son derece önem veriyoruz. 22-30 yaş arası genç kongre üyelerimizi bir araya getirecek olan bu platform; Fenerbahçe’nin yarınlarını yönetecek aklı bugünden hazırlamayı hedefliyor. Yeni dünyaya uyum sağlamak için onları geliştirmek ve onların da bizi geliştirmeleri için bunu çok önemli bir fırsat olarak görüyoruz. 8 modülden oluşan program kapsamında spor yönetimi başta olmak üzere; liderlik, kulüp finansmanı, Fenerbahçe tarihi, hukuk, dijital dönüşüm gibi konularda alanlarında uzman kişiler gençlerimize eğitim verecek ve deneyimlerini paylaşacaklar. İşte biz bugün bu dönüşümü anlatırken, aslında bu dönüşümü sürdürecek kadroları da hep birlikte hazırlıyoruz. Bu yönüyle de bizim için çok kıymetli bir proje 'Geleceğin Başkanları'. Bu yaklaşımımızı da sizlerle açık şekilde paylaşmak istedik. Sözlerime son verirken tüm camiamızı sevgi ve saygılarımla selamlıyorum.”
Basın Fotoğrafları