KULÜP

Chobani Kurucusu ve CEO’su Hamdi Ulukaya’dan FB TV’ye özel açıklamalar

31 Temmuz 2025 Perşembe 14:03

Kulübümüz ile ABD’nin en hızlı büyüyen gıda şirketlerinden Chobani arasında stadyum isim hakkı ve Futbol A Takımımızın Avrupa maçlarında forma göğüs sponsorluğunu kapsayan anlaşmanın imzalanmasının ardından Chobani Kurucusu ve CEO’su Hamdi Ulukaya, Fenerbahçe TV’ye özel açıklamalar yaptı.

İlk olarak anlaşma sonrası duygu ve düşüncelerini paylaşan Chobani Kurucusu ve CEO’su Hamdi Ulukaya, “Çok duygusal ve önemli bir gün. Benim için çok önemli bir gün. İmza töreninde de bahsettim. Çocukluğumda başlıyor ve tekrar oraya geri dönüyorsun. Hem yetişkin hem de çocuk olarak buradayız. İlk defa Fenerbahçe maçını radyoda dinledim. O zamanlar bizde televizyon da yoktu. Oradan Kadıköy’e, Fenerbahçe sahasına bağlanıyorsun. Şimdi buradayım, bir anlaşma imzalıyoruz. Chobani olarak bu sahanın bir parçası olacağız. Bundan daha büyük bir gurur olacağını tahmin edemiyorum. Benim için o kadar duygusal bir durum. Aynı zamanda Fenerbahçe gibi bir marka Avrupa’da ve dünyada duyulacak bir marka olacaksa ve buna bir katkımız olacaksa söylediğim gibi Fenerbahçe için her şey feda. Benim açımdan ne gerekiyorsa… Chobani için bu sadece bir saha anlaşması değil, ne zaman ve nerede bize, bana ihtiyaç olacaksa Chobani’nin bütün imkânları Fenerbahçemiz için, ülkemiz için, Türk halkı için her zaman hazır.” dedi.

Anlaşmayı köklere geri dönüş olarak nitelediğini belirten Ulukaya, “Kesinlikle köklere geri dönüş. Benim esas dönüş ne zaman başladı, biliyor musun? Yönümün memlekete dönmesinin iki olayı var. Bir tanesi deprem. Deprem olunca her birimiz ülkemizden uzak, gurbette olanlar, onun acısını en ince noktasına kadar hissettik. Ne yapabiliriz? O zaman bağlantıların hiç kopmadığını anlıyorsun.  İkincisi kızım Leyla doğunca. Çocuklarımın her 6 ayda bir formalarını değiştiriyordum. Oğullarım Fenerbahçeli ama Amerika’da.  Leyla doğunca artık memlekete gitme zamanı geldi, o da 4 yaşına geldi.

Bir iş adamı ve marka için Türkiye acayip fırsat. Ekonomik olarak müthiş fırsat. Deprem sonrası Amerikan-Türk İş Konseyi başkanlığım da var. Oradaki 100’den fazla Amerika şirketini, büyük şirketleri Türkiye ile olan ekonomik ilişkileri ve Türkiye’ye yatırım için nasıl bir köprü sağlarız. Böyle bir oluşumun başındayım. Önce Muhtar Kent yaptı. Muhtar ağabey çok sevdiğim ve saydığım bir büyüğümüz. Bir ara başka Amerikalı oldu, şimdi ben. Gururla bunu da beraberinde yönetiyorum. Onunla alakalı, Ankara ve İstanbul’a gelip buradaki Amerikan Konsolosluğu, Büyükelçiliği, iş adamları, Türkiye’den Amerika’ya gelen iş adamları… Benim Amerikalı ve diğer uluslararası şirketlere verdiğim mesaj, ‘Türkiye için yatırımın en iyi dönemindeyiz.’ Bundan çok daha iyi bir dönem olamaz. Herkesi Türkiye’ye yatırıma çağırıyorum.  Chobani de bunlardan bir tanesi.” şeklinde konuştu.

Sosyal sorumluluk projeleriyle ilgili Hamdi Ulukaya, “Çok güzel oldu. Çok boyutlu demek istediğim o. Sadece isim sponsorluğu değil. Bu daha geniş. İlk başlangıcı. İçerisine biz yüklü miktarda bütçe koyduk. Orada sosyal sorumluluk projeleri, özellikle deprem bölgesindeki özellikle kız çocuklarının eğitimi için beraberce çok önemli projeleri desteklemek için Fenerbahçe, Chobani ve Turkish Philanthropy Fund denilen Amerika’daki çok bilinen müthiş bir organizasyon. Oradaki Türklerin profesyonellerin yönetiminde olduğu Haldun ağabeyin başlattığı müthiş bir organizasyon.  Onların deprem bölgesinde çok aktif destekleri var. Bu çalışmaları onlarla beraber yaptık. Zaten daha başkasını bulamazsınız. Bu üçümüz bir araya gelip güzel projeleri beraber nasıl destekleriz, onunla başlıyor. O çok güzel ama bunu daha fazla genişletebiliriz. Sayın Başkanla bunu çok detaylı konuşuyoruz. Altyapıyı desteklemek. Bu bir okul olmalı. Okul zaten. Daha nasıl genişletebiliriz. Ülkenin her bir yanında Fenerbahçeli çocukların, bütün çocukların bu sahada oynaması için, Avrupa’nın her tarafında oynaması için nasıl bir ekosistemi destekleriz. Başkana söyledim. Chobani Fenerbahçe’nin her alanındaki bu konuda özellikle sosyal sorumluluk konusunda ve dünyaya açılma konusunda soracağı her soruda cevabımız her zaman ‘Evet’tir.” dedi.

Fenerbahçeli olma hikâyesini ise Hamdi Ulukaya, “Herhalde aileden. Ağabeylerim öyleydi galiba. Bilmiyorum kimden, aileden geliyor büyük ihtimalle. Ağabeylerim de Fenerbahçeli. Bizim kasabada Fenerbahçeliler ve Galatasaraylılar, yarı yarıyaydı. Sonrada Beşiktaşlılar, Trabzonsporlular ve diğerleri vardı. Fenerbahçe’nin kazandığı hafta maç radyoda veya televizyonda biter bitmez biz kendimizi anında sokaklarda bulurduk, bir Galatasaraylı bulalım da… (Gülerek) Onlar da aynı şeyi yapardı. Bazen okula gitmezdik. Tabii annemin haberi olmazdı. Eğer maç kaybettiysek o hafta bayağı yoğun sorunlar yaşıyorduk. (Gülerek) O günler ne güzelmiş. Taraftarlık böyle bir şey. Sonra ben bunu çok analiz ettim. Üniversite yıllarında kale arkasında maç da izledim.

Radyoda hiç unutmadığım maç 3-2 kazandığımız Bordeaux maçı.  Bilmiyorum neden o maç? Eylül ayıydı zannedersem o maçın bende çok büyük etkisi olmuştu. Burada sahada olmak çok ayrı bir şey. ‘Belki yaparız’ dedik, Trabzon’u burada 4-1 yendiğimiz maç buradaydık ve o maçta olay bitmişti. İçimizdeki taraftar tamamen dışarıya çıkmıştı.” sözleriyle anlattı.

Anlaşma sürecine de değinen Ulukaya, “Ali Koç aradı, bir araya geldik. Sonra Mehmet Kırdar aracılılığıyla bir haber gönderdi, ‘Düşünebilir misiniz bunu?’ diye. O zamana kadar benim taraftarlıktan başka bir şeyim yoktu. Ben Fenerium’a gelirim, formalarımı alırım, Amerika’da dijital ortamdan maçlarımızı seyrederiz. Zamanımız olunca da buraya maçlara geliriz. Tamamen taraftardım. Kimseyle tanışıklığım yok, yönetimde değilim. İçli dışlı olmadım, dışarıdan bir taraftarım. Ta ki 3 ay önceye kadar. Ben her zaman Fenerbahçeli şapkayla dolaşırım devamlı. Bütün çocuklarım Fenerbahçeli. Zannedersem Fenerbahçe beni o kasabada büyürken dünyayı merak ettirdi. Önce İstanbul’u sonra dünyayı merak ettirdi. Ben Fenerbahçe’yle dünyayı düşündüm. Benim için bir kapı. O zaman sadece taraftarlık olmuyor, bir ışık kaynağı, bir umut kaynağı oluyor. Bazen de hayallerinizin sebebi oluyor Fenerbahçe. Bir gün o sahada top oynayabilirim diye düşünüyorsunuz. Eskiden çok top oynardım, futbola düşkünüm. ‘Bir gün Fenerbahçe sahasında top oynayabilir miyim?’ onu düşünüyorsun. Eğer bunu düşünebiliyorsan, ona inanabiliyorsan o zaman başka şeylere de inanabilirsin. Bizim basketbol sahasında bir resim gördüm “Work Hard, Dream Big.”, “Çok çalış, büyük hayal et.” aslında bundan daha güzel özet olamaz.” değerlendirmesinde bulundu.

Başkanımız Ali Y. Koç hakkında ise Ulukaya, “Ali Koç gerçekten samimiyeti, hoş görüsüyle ‘Nasıl bir araya geliriz, nasıl bir şeyler yapabiliriz?’ dedi. Biz pazarlık bile yapmadık. O çok ayrı bir şey. Dediler ki, ‘Bunun ekonomik tarafı yok mu?’ Her zaman söylüyorum, bu bir hediye değildir, önce özellikle benim çocukluğuma bir hediyemdir. Bu takım hepimizin takımı. Tüm taraftarların takımı. Bu çok özel bir şey. Başka yerlerde insanların takım sahiplikleri vardır. Burada takımın sahibi yok, burada takımın sahibi  taraftarlardır. Bu saha taraftarın, halkın sahası. Fenerbahçeli olsan da olmasan da buraya gelmek çok ayrı bir şey. Bunun taraftar olarak bir parçası olmak, ekonomik getirisi olarak Chobani’nin Fenerbahçe’nin yanında olması bizim için çok büyük bir onur. Zaten bu tür şeyleri çok fazla yapmam. Eylülde bir tane daha yapacağız. Fenerbahçe bütün markalara değer, önem katar. Bunu Murat Ülker de söylüyor. Bundan sonra bir başka marka olur. Ama eminim bundan sonraki sponsorluk anlaşmaları şu andaki rakamın çok daha üstünde olacak.” dedi.

Son olarak taraftarlarımıza mesaj gönderen Hamdi Ulukaya, “Bence her türlü ses, her türlü fikir, her türlü düşünce çok önemli. Çok seslilik çok önemli ta ki takıma zarar vermeyene kadar. Takım hep burada ve çocuklarımız memleketin her köşesinde. Onların Fenerbahçe’sine çok fazla zarar vermeden takımı, kulübü nasıl bir sonraki seviyeye getirebiliriz bence her taraftar bunu söylemeli. Ben taraftar olarak çok fazla skora önem vermiyorum, veriyorum ama çok vermiyorum. Önemli olan değerlerimizi koruyabilmek. Fenerbahçe’yi Fenerbahçe yapan şey nedir, bu renkleri çok özel yapan şey nedir? Onlara çok önem vermemiz lazım. Onlar da ince ince dokunmuş şeyler. Ülkenin her köşesine dokunan bir şey bu durum. İstanbul’dan, Erzincan’dan veya Tunceli’den nereden olursan ol. Taraftarlık herkesin ortak bir yerde buluştuğu yer. Eğer biz personelden, taraftarlardan futbolculara kadar birlik olursak bu enerjinin bizi güzel yerlere götüreceğine eminim. Enerjiyi de hissediyorum.” açıklamalarını yaptı.