KULÜP

Başkanımız Ali Koç'tan önemli açıklamalar

12 Ocak 2020 Pazar 18:33

Başkanımız Ali Koç, Futbol A Takımımızın kamp yaptığı Antalya Belek'te basın mensuplarına açıklamalar yaptı. Başkanımız Ali Koç’un açıklamaları aşağıdaki gibidir:
 
BU AŞAMADA TÜRK FUTBOLUNU, TÜRK SPORUNU DEĞİL; KENDİ KULÜBÜMÜN ÇIKARLARINI KORUMAK ZORUNDAYIM
 
“İnşallah hepiniz sonuna kadar canlı devam ettirebilirsiniz. Öncelikle geldiğiniz için teşekkür ederim. Ziyaretimizi ve basın toplantısı yapmak istediğimizi sabah sizlere haber verdik. Umarım kamp boyunca iyi dönem geçirmişsinizdir. Can ve arkadaşları mümkün olduğu kadar medyaya açık bir kamp dönemi geçirtmeye çalıştılar. Umarım siz de memnun kalmışsınızdır. Biz de burada bizi ağırlayanlara teşekkür etmek istiyorum. Yarından sonra Kayseri’ye geçeceğiz. İyi bir kamp dönemi geçirdik. Futbol dışında olup bitenlerden izole tamamen takımın idmanlarına, ruhuna ve birlik beraberliğe, sezonun ikinci yarısına hazırlanması, konsantre olması, odaklanması açısından son derece faydalı bir kamp dönemi geçirdiğimizi hocamız bize iletti. Bunun için biz de bu konudan son derece memnun ve sezonun ikinci yarısıyla ilgili umutluyuz. Pek çok sorular var, gelişmeler var, gündem maddeleri var. Algı operasyonları, spekülasyonlar, sağ olsun bazı rakiplerimizin ismimizi kullanmadan bizi hedef alan açıklamaları. Mümkün olduğunca bu konulara gireceğim. Benim için önemli olan kamuoyunu mümkün olduğu kadar aydınlatmak. Ana amacımız bu. Öncelikle en taze konu olan tahkim konusunu ile başlayalım. Bir kez daha tahkim kararları ve bunların medyaya yansıtılış şekli bilhassa bazı medyalarda ele alınış şekli gerçekleri yansıtmamaktadır. Fenerbahçe’nin harcama limitleriyle ilgili yaptığı başvuru ve münferit bankalarla yaptığımız yeniden yapılandırma başvurusu lisans kuruluna yapılıyor. Onlar da bunu inceliyorlar. İnceleme de devam etmektedir. Tahkime yapılan ise başka bir konudur, o konuya da açıklık getirelim. Taraftarlarımız da bu haberlerden ve spekülasyonlardan ciddi anlamda rahatsız oluyorlar. Konu son derece teknik, hepimiz için yeni, federasyon için yeni, medya için yeni. Yeni olan da TFF’nin UEFA benzeri Finansal Fair Play’i kendisine uygulaması. Bu noktaya gelmek de hepimiz için üzücü. UEFA’nın Finansal Fair Play’i Türkiye’de işleseydi bir adım daha öteye gitmemiz gerekmeyecekti. Türkiye, herhalde Avrupa’daki yegane ülkelerden biridir ve hatta tek ülke olabilir. UEFA’nın Finansal Fair Play uygulamasının fayda sağlamadığı, meyve vermediği hatta kulüplerimizin ters istikamette gittiği, bu yüzden de başka bir önlem almak kaydıyla TFF de yeni fair play uygulamasına gitti diyelim. Bununla beraber yine UEFA’ya verilmiş bir söz var. O da yeniden yapılandırma. Orada da 30-40 tartışmaları, adil rekabet tartışmaları var. Kimlerin nereden adil rekabet istediğini, isteyenlerin aslında kendilerinin ne kadar adil rekabet altında olmadıklarını burada dilim döndüğünce anlatacağım. Önümüzdeki günlerde de çok daha açık ve daha da şeffaf olmak kaydıyla öyle bir noktaya geldik ki sabır taşımız çatladı. Böyle olsun istemezdik. Yarın Ankara’da devletimizin, Spor Bakanlığı’nın hazırlayacağı bir çalıştay var. O çalıştayda ilk önce Türk futbolunun geleceği olmak üzere önümüzdeki üç gün kulüp başkanları, federasyonlar ve devletimiz bir araya gelerek faydalı bulduğum bir çalışma ortamında ele alacağız. Ama Türk futbolunda sırf rekabet hırsıyla gözlerini bürümüş insanların yaptığı açıklamalar ve bundan dolayı da bizim mecburen cevap vermeye bırakılan durumlardan sonra, bizler nasıl aynı masada çözüm üreteceğiz ve Türk futbolunun geleceğine katkı sağlayacağız bilmiyorum. Medeni insanlar gibi oturup nasıl sorunlarımızı paylaşacağız? Gelecek için çözüm paketleri, yeni fikirler, yaratıcı uygulamalar konusunda nasıl mutabık kalacağız gerçekten merak ediyorum. Ben artık bu aşamada Türk futbolunu, Türk sporunu değil; kendi kulübümün çıkarlarını korumak zorundayım. Onun için bugünkü açıklamalarımı inşallah bazı kulüpler sonuna kadar verebilirler.”
 
TFF TAHKİM KURULU’NDAN FAİZLERİN YENİDEN GÖZDEN GEÇİRİLMESİNİ İSTEDİK VE HARCAMA LİMİTLERİNİN HESAPLANMASINA İTİRAZDA BULUNDUK
 
“Tahkime yaptığımız açıklamadan bahsettim. Tahkime yaptığımız açıklama Fenerbahçe’nin harcama limitlerini artırmaya yönelik değildir. TFF ve tahkim neden sorumlu? Türkiye Futbol Federasyonu’nun Tahkim Kurulu, TFF’nin kurul ve organlarının altığı karaları inceler ve biz de bununla ilgili başvuru yaptık. İki ayrı itirazımız oldu. Birincisi Beşiktaş’ın itirazına benzerdi. Büyük kulüpler arasında faiz belki de en az bizi etkiliyor. Çünkü bizim borcumuzun yüzde 80’ini döviz kuru. Dedik ki faizlerin hesaplanmaya olan etkisi gözden geçirilmeli. Hesaplamalarda yüksek faiz kullanılıyor ve piyasa gerçeklerinden uzak rakamlar kullanılıyor. Zaten 6 aylık dönem fiilidir. 6 aylık dönem gerçekleşmiş ve buradan çıkan bir faiz rakamı var. Tahmini bir faiz rakamı kullanmanın anlamsız olduğunu söyledik. TFF de bunu böyle düşünüyor. Manasız ve mantıksız olduğunu düşünmelerine rağmen ne hikmetse bu konuda ve diğer konularda insanlar hemfikir olsa da doğru yolu bulmakta bir engel varmış gibi ilerleyemiyoruz. Faizlerle ilgili unsur buydu. Zaten ilk 6 ay gerçekleşmiş, gerçekleşen rakamlar kullanılsın. Diğer 6 ay da piyasa değerlerine yakın rakamlar kullanılsın. Sonuçta devletimiz bu konuda ‘faizler çok yüksek, faizler doğru oranlara indirilmeli’ diye bağırıyor. İkinci konu daha önemli. Takım harcama limitlerinin hesaplanmasına itiraz ettik. SPK’ya ve UEFA’ya paralel olarak faiz giderleri sadece futbol operasyonlarını kapsıyor. Sekizinci maddede konuşuluyor. Futbol operasyonlarından kaynaklı kullanılan kredilerin faizlerinden bahsediyoruz. Buraya kadar normal ancak anapara ödemelerinde şöyle bir sıkıntı var; hem derneğin hem de futbolun kullandığı kredilerin anapara ödemelerini kapsıyor. Bir tarafta faizi hesaplarken sadece futbol, bir tarafta da anaparayı hesaplarken ki anapara hesaplamanın çok önemli bir porsiyonu da orada hem dernek hem de futbol operasyonları karşılıyor. Aynı kredilere ait faiz ve anapara harcamalarının farklı bir şekilde limitlerin hesaplanmasının hem hukuki hem de finans tekniği açısından kabul edilebilir olmadığını söyledik. Tahkim Kurulu reddetti. Onları da bir nebze anlayışla karşılıyorum. Yeni bir konu ve müthiş bir kamuoyu baskısı var. Finansal açıdan teknik, belki de onların tam da irdeleyemeyeceği ya da irdelemek için çok erken olan bir konu. Dolayısıyla bizim reddedilen başvurumuz budur. Harcama limitlerimizle ilgili yapmış olduğumuz başvurumuzu ise sicil kuruluna yaptık.”
 
BİRBİRİMİZİN GÖZÜNE BAKA BAKA BİRKAÇ SENE SONRA ÇÖKECEK BİR SİSTEMİ SANKİ ÇÖKMEYECEKMİŞ GİBİ ÇÖKECEĞİNİ KABUL EDEREK NEDEN İLERLİYORUZ?

Biz, Fenerbahçe Spor Kulübü olarak bu işi doğrudan kurgulamak varken ve bu işin bugünden birkaç sene sonra sonuç vermeyeceği aşikârken, bankalar, banka temsilcileri ve kulüpler de farkındayken, TFF de ‘doğrudur’ derken, marka olmuş bilinen tanınan insanlar gerek bankalarda gerek federasyonda gerek kulüpleri yöneten insanlar, birbirimizin gözüne baka baka birkaç sene sonra çökecek bir sistemi sanki çökmeyecekmiş gibi çökeceğini kabul ederek neden ilerliyoruz? Başından beri doğru kurgulama imkanı varken ‘şimdi böyle gitsin sonra bakarız’ demek neden?”
 
“Devletimize teşekkür ederim. Sadece yeniden yapılandırma ve aldıkları inisiyatif değil; stopajların 6-7 gün içinde kulüplere iade edilmesi, profesyonel sporcuların mukavelelerinden kaynaklanan. Bunları da bizim gibi amatör branşları olan kulüplerin harcamasına vermesi. Bu sporda devrimsel bir unsurdur. Ama en son geldiğimizde futbol sektörünün çöküşü, finansal açıdan batık durumda olmasından dolayı devletimiz de bu duruma el atmak istedi. Bankalar Birliği ile yeniden yapılandırma geliştirildi. Onun için teşekkür etmek istiyorum.”
 
TRABZONSPOR’A GÖRE KURGULANMIŞ BİR MODEL VAR
 
“Niyet iyi ama sonuç ne? Çare olmadığını anlatmak istiyorum. Beş yıllık bir yapılandırma sunuluyor. İlk iki sene anapara ödemesiz ama faiz ödemesi var. 3. senede yüzde 5, 4. senede yüzde 15 ve 5.senede de anaparanın yüzde 80’ini ödenecek. Anapara kulüplerin harcama limitlerini hesaplamadaki en önemli unsur. Yüzde 15 dördüncü yıl belki ama beşinci yılda yüzde 80 ödendiği için kulüplerin harcama limitlerinin eksi çıkacağı herkes tarafından biliniyor. Bunu sorduğumuz zaman ‘oraya gelince bakarız’ deniyor. Başından doğru kurgulanmamış bir şey. Bugün anapara ödemeyenlerin harcama limitleri yüksek çıkabiliyor. Üç büyük rakibimiz yeniden yapılandırma yaptığı için yüksek çıkabiliyor. Biz yapamadığımız için, yapmadığımız için değil; Bankalar Birliği ile yapamayacağımız için ilk başta açıklanan rakamlar istediğimiz seviyede değildi. Ama bu model olacaksa 5. senede kesin çökecek. Çünkü eksi harcama limiti diye bir şey olmaz. Yeniden yapılandırmada bir tişörtün herkes tarafından giyilmesi bekleniyor. Fenerbahçe Spor Kulübü en çok borç sıkıntısı çeken kulüp. Gelirlerimiz, ödeme gücümüz farkı. Ödeme yükümlülüğünde olduğumuz miktarlar da farklı. Diğer kulüpler için de benzer şeyler geçerli. Belki bir kulübün bizden çok daha az borcu var ama çok daha fazla geliri var. Aynı bedenin herkese uyması mümkün değil. Sayın Hüseyin Aydın’a da teşekkür ediyorum. Gerçekçi ve dürüst konuşan sizlersiniz. Biz niye imzalayamıyoruz? Birinci günden temerrütte düşüyoruz. İmzaladığımız an 250 milyon Fenerbahçe’nin hiçbir ihtiyacın karşılayamıyor ve 5 yılda da bu borçlar ödenemiyor. Onlar da biliyorlar. Ne yapılacak o zaman? 5 yılın sonunda bir 5 yıl daha eklenecek. Niye bugünden doğru modeli kurgulamadığımızı soruyoruz. 10 yıl yapalım, 2-3 sene ödemesiz anapara faiz diyoruz ama talimatnamenin öyle olduğunu söylüyorlar. İmzalayan kulüpler ne kadar memnun? Üç büyük kulüpler imzaladı. Bazı Anadolu kulüpleri de imzaladı. Benim konuştuğum imzalayan kulüplerden memnun olanını bir tanesi hariç başka görmedim. Hatta bir Kulüpler Birliği toplantısında ben devletle yaptığımız bir konuşmayı aktarırken, Mustafa Cengiz kendileri imzaladıktan sonra dedi ki ‘sizin yapılandırma ne durumda? Sizden iyi haber bekliyoruz.’ Fenerbahçe’nin müzakereleri daha olumlu sonuçlanır da her takıma yansıtılabilir. Devletimizin bu iyi niyetinden dolayı teşekkür ederiz ancak işin derinine indiğimizde, üç dört ay sonra insan ister istemez şunu düşünüyor; bu 250 milyon liralık anapara ve 5 yıllık süre en fazla Trabzonspor’a yarıyor. Trabsonspor kendi başkanları da daha şubat ayında ne kadar kötü durumda olduklarından, iflastan bahsediyordu. Ama ne olduysa mayıs ayında sıkıntılarının çözüldüğünden bahsetti. O arada ne oldu bilmiyoruz. Trabzonspor’a göre kurgulanmış bir model çünkü en çok onların ihtiyacını karşılıyor. Zorunlu olarak da diğer kulüplere aynı model sunulmuş. Geldiğimiz noktada anlatmaya çalıştığım hem talimatnamenin hem de yeniden yapılandırmanın şu anki haliyle çözüm olmayacağı, kısa süre sonra, 3-4 sene içinde mecburen gözden geçirileceği, geçirilmek zorunda olduğu, bununla yapılan görüşmelerde kulüpler, TFF, bankaların, hepsinin kabul ettiği ama gözümüzün içine baka baka olmayacak duaya amin diyoruz. ‘İmzalayın şimdi, burası Türkiye. Yolda düzeltirsiniz’ de diyebilirsiniz. Bu da bir yaklaşım tarzı. Bize uyan bir tarz değil, çünkü yapabileceklerimizi yapmak istiyoruz. Yapamayacak şeylere yapabiliriz demek istemiyoruz. Gizlilikten dolayı detaya giremiyorum ama bankalar birliği ile ilgili ciddi yaptırımlar da var. Belki de genel kurula gidip müsaade almanızı gerektirecek unsurlar var. Hukukçularımıza bunu iletiyoruz. Fakat söylemek istediğim, mevcut modeli imzalayanların da ne kadar memnun olduğunu sormanız lazım. Şahsi olarak bunları alıyorum."
 
HARCAMA LİMİTLERİNİN YÜKSELTİLMESİ YA DA DÜŞÜRÜLMESİ GİBİ BİR TALEBİMİZ OLMADI
 
"Buradan gelelim 30-40’a. Fenerbahçe’nin harcama limitlerinin yüzde 30’dan 40’a çıkması için talebi olmamıştır. 40’tan 30’a inmesi için de talebi olmamıştır. Sizin için bu çok kolay. Sağ olsun basından etkilenen bir federasyon var. Açın sorun. Fenerbahçe Spor Kulübü’nün resmi ya da gayri resmi TFF’den limitleri 2-30’dan 40’a çıkardığına ilişkin bir talebinin olup olmadığını sorun. Bu rakam çıkartıldığı zaman biz daha kulüp olarak federasyonla toplantımızı bile yapmamıştık. Bu bize ifade edildiği zaman da biz sistemin çalışmayacağını ifade ettik. Hayretle izliyorum. Bize telkinde bulunan kulüpler var, TFF ile haklı argümanlarla toplantı yaptık. Nedir bu haklı argümanlar? Transfer dönemi bittikten sonra rakamlar açıklandı. Fiilen harcamayı yap sonra sınırları getir. Yüzde 13 yayıncı kuruluş gelirleri düştü, kurlarda oynama oldu, faizler gerçekçi olmadı. ‘Biz anlattık, siz de anlatın toplantınızda bu yüzde 50’ye çıksın’ dendi. Biz daha toplantımızı yapmadan 40’a çıkmıştı. Ama bunu söyleyen kişi televizyona çıkıp 40’tan 30’a insin altına imza atarız dedi. Sayın Fikret Orman Kulüpler Birliği Başkanı iken bu konular konuşulduğunda, pek çok kulüp başkanı bu taslaklar üzerinde çalışıldığında bu sezon geçiş sezonu olsun, yüzde 50’nin altından olmasın gibi telkinlerde bulunuyordu. Bugün 40’tan 30’a insin diye savunan, birkaç ay önce farklı konuşan kulüp başkanları da hala aynı kulüp başkanları. O arada telefonlar mı geldi, ne oldu, ne yapıldı, nasıl bir kamuoyu operasyonları yaratıldı? Artık bunlara bakmak lazım. Bu işin özünün ve mekanizmasının sıkıntılı olduğunu, sekteye uğrayacağını başından beri söylüyoruz. Bu dokuz maddelik konuda da inceleme yapın."
 
TFF’DEN DIŞARIYA BİLGİ SIZDIRILIYOR
 
"Gelelim takım harcama limitleri ve yaptığımız başvurumuza. Şu an başvurumuz engellenmeye çalışılıyor. TFF bilgi sızdırıyor. İki gün evvel bazı medya mensupları ki teşekkür ediyorum onlara bize dürüstçe yaklaştı ve onlara Fenerbahçe Spor Kulübü’nün rakamları veriliyor. ‘Fenerbahçe Spor Kulübü, şu kadar limitin üstündedir’ şeklinde bilgiler verildi. Bizi o kişiler arıyor ve haber yapmamız isteniyor diyorlar. Rakamı da yuvarlak olarak 85 diyorlar ki bizde 82. Bir mekanizma Fenerbahçe’yi transfer konusunda hiç hareket edemeyeceği bir hale getirmek için harcama limitlerini içeriden sızdırıyor ve gazetecilerden haber yapmasını istiyor. Bu gazetecilerden bazıları da bizi arayarak görüş soruyorlar. Biz de bu şekilde öğreniyoruz. Benzer şey lisans kuruluna yapığımız başvuruyla da ilgili. Yenide yapılandırmayı yapamadık ama kendi imkânlarımız çerçevesinde devletimizden yeni kaynak almadan işi buraya kadar getirdik. Bununla beraber yeniden yapılandırmayı yapamadığımız için ve anapara ödemeleri harcama limitlerini etkilediği için kendimiz yapabildiğimiz bankalar ile münferiden bir yapılandırma yaptık ki anapara ödemelerimiz en azından bu sezon için daha düşük olsun diye. Bunlardan birini daha evvel federasyona verdik ve kabul edildi. Bire bir aynı başvuruyu iki daha büyük bankayla yaptık birebir aynı. Şimdi de tereddüt ediliyor. Bu yüzden kamuoyu baskısı yaratılsın diye yine içeriden dışarıya bilgiler veriliyor ki Fenerbahçe eksik yaptı, geç kaldı gibi. Sabrımız taştı dediğim bu.”
 
TARAFTARIMIZA VE CAMİAMIZA SESLENİYORUM; 3 TEMMUZ RUHUNU TEKRAR DİRİLTMENİN ZAMANI GELDİ
 
“Taraftarımıza ve camiamıza sesleniyorum: Artık 3 Temmuz ruhunu diriltmemizin zamanı geldi. Fenerbahçe’nin haklarının yendiği, saldırı altında olduğu, aleni bir şekilde, kör göze parmak hedef alındığı bir ortamda iş başa düşüyor. Artık kendi kulübümüzü çok daha dinamik ve diri bir şekilde savunmak zorundayız. 3 Temmuz’da ki Fenerbahçe’nin haklı şampiyonluğunu elinden almaya çalışan o örgüt, o örgüt değil belki ve başka aktörler var ama bugün de bizi şampiyon yapmamak üzere, muhtemel şampiyonluğumuzu engellemek üzere benzer bir zihniyetle çaba harcıyor. Başvurumuzu yaptık, çünkü başvuru kabul edilmediği takdirde daha zor olacaktı. Bizim başvurumuz haklı ve meşru bir başvurudur. Kendi imkanlarımızla bir yapılandırma yapmışız ve bunun hesaplanmaya dahil edilmesini bekliyoruz. Talep ediyoruz. Bu görüşümüzü TFF’ye açıkça belirttik. Bu da işin bu tarafı.”
 
GALATASARAY BAŞKANI SAYIN MUSTAFA CENGİZ, ZAMAN ZAMAN FENERBAHÇE’NİN ADINI AĞZINA ALMADAN ATIŞLAR YAPIYOR. İNŞALLAH KAMUOYUNUN GÖZÜNÜN İÇİNE BAKA BAKA YALAN SÖYLEMİYORDUR
 
“Tabii bu çabaların içerisinde bazı rakiplerimizi de görmek bizi daha da fazla üzüyor. Galatasaray Başkanı Sayın Mustafa Cengiz, zaman zaman Fenerbahçe’nin adını ağzına almadan böyle atışlar yapıyor. Tabii ki sempatik olmak, taraftarınıza, tribünlere şirin gözükmek, koltuğu daha sağlamlaştırmak başkanlık yöntemi olabilir ama çok kısa vadeli başkanlık anlayışıdır, çünkü futbola zarar veriyor. Onlar bunu yaptıkça biz cevap vermek zorunda kalıyoruz. ‘Yok, efendim maç oynanırken kurallar değişir miymiş?’ diye gidip 2011 play-off’unu örnek gösteriyor ama orada da değişmişti diyor. Ya bilgi sahibi değil, ya gözümüzün içine bakarak gerçekleri saptırtıyor veya yanlış bilgilendiriliyor. 2011’deki play-off 3 Ağustos’ta Kulüpler Birliği’nde kabulüyle açıklandı, 25’inde fikstür çekildi, 9 Eylül’de ligler başladı. Dolayısıyla neden bahsediyor. İnşallah bu yaşına gelmiş bir adam kamuoyunun gözünün içine baka baka yalan söylemiyordur, inşallah yanlış bilgilendirilmiştir, atlama olmuştur. Sonra şeffaflıktan bahsediyor, bize bir dokunduruyor. ‘Biz, KAP’a açıklıyoruz, bildiriyoruz’ diyor. Biz de mecbur olduğumuz her şeyi KAP’a açıklıyoruz. Hiçbir farkı yok. Şeffaflıktan bahsetmek gerekirse size bir dosya dağıtacağım, bu talimatlara aykırı olamayabilir ama şeffaf mı değil mi, kamuoyu karar versin. Geçen sene mart sonunda Türkiye Futbol Federasyonu bir tane liste yayınlandı ve bu liste Türkiye Süper Ligi Spor Toto TFF 2.Lig’deki kulüplerin menajerlere ödediği paralar. Size de birer tane dağıtıyorum, aslında bu açıklandığı zaman neden hiç kimse sorgulamadı bunu, Türkiye’de neden bu rakamlar böyle, ona da şaşırıyorum. O sene Fenerbahçe Spor Kulübü- açık ara bir şekilde yaptığı açıklamalarla, hani o şeffaf olmayan spor kulübü,  2.6 milyon Euro menajerlik ücreti ödemiş. Zaten yaptığımız transferlere baktığımızda aşağı yukarı yüzde 9-10 arası. Bütün süper lige baktığınızda 4.4 milyon Euro, 170 bin dolar ve 1.7 milyon TL, toplamda. Yani Euro, dolar ve TL porsiyonları var bunların. Fenerbahçe Spor Kulübü açık ara en yüksek menajerlik ödemesi yapmış. En az menajerlik ödemesi yapan ise Galatasaray; 10 bin Euro. Tekrar ediyorum 2018 yılında 2018 yılında yapılan bütün transferlere Galatasaray Kulübü, 10 bin Euroluk menajerlik ödemesi yapmış. Muğdat Çelik, Kostas Mitroglou, Nagatomo, Ndiaye, Onyekuru, Emre Akbaba, Luyindama, Rodrigues, Ömer Bayram, Carole gibi isimler alınmış. Bütün bu oyuncular alınmış ama topu topuna 10 bin Euroluk menajerlik ücreti ödenmiş. Şöyle bir şey diyebilirsiniz; ‘ben, futbolcu ödemelerinin içine koydum bunu.’ Bu şeffaf mı değil mi, vergi açısından nasıl ele alınmalı, doğrusu bu mudur, değil midir? Balıkesirspor bile 7 bin 500 Euroluk menajerlik ödemesi yapmış. Spor Toto Ligi’nde Gazişehir Gaziantep 139 bin Euro, İstanbulspor 95 bin Euro ve bu kadar oyuncuyu alıp 10 bin Euro menajerlik ödemesi şeffaf mı değil mi, artık kamuoyunun takdirine bırakıyorum.”
 
HİÇBİR ŞEKİLDE BİZİ İLGİLENDİREN KONULAR DEĞİLKEN ZORLA KONULARIN İÇİNE ÇEKİLİYORUZ
 
“Gelelim diğer rakibimize: Trabzonspor’a. Trabzonspor sağ olsun Türkiye’de haklı ve adil rekabetin bekçisi konumunda. Neredeyse gün aşırı konuşmalar yapıyor. Onlara da buradan bir kez daha genç kadroyla oynuyorlar, ciddi anlamda bütçelerini düşürdüler, doğrulara da iyilere de değinmemiz lazım. İyi yapılan şeylere de değinebilmemiz lazım. Ama sırtını devlete dayamış, denecek ki stadını devlet yapmış, olabilir. Türkiye’de pek çok stadı devlet yapıyor. Buna da saygı gösteriyoruz. Ama kendilerinin yaptığı açıklamalara gelelim; Sayın Ünal Karaman istifa etti, Fenerbahçe olarak bizi ilgilendiren bir şey değil. Hiçbir şekilde bizi ilgilendiren bir konu değil ama böyle zorla konunun içine çekiliyoruz. Hatırlayın, bizim hocamızın istifası söz konusu değil 1 hafta boyunca istifa edeceği konuşuldu. Sayın Karaman istifa etti, 2 gün resmi açıklamalar yapılana kadar gazetelere yansımadı. O da bizim işimiz değil ama ne bizim işimiz? Biz, bu kavganın içine çekiliyoruz. Koskoca bir şehrin belediye başkanı kendi hocalarının istifası, bu istifanın akabinde artık o camiada istifanın sebepleriyle ilgili ne gibi dedikodular, haberler, doğru yanlış,  haklı haksız o da bizi ilgilendirmiyor, bizi tek ilgilendiren konu o gün Rize’den deplasmandan dönüyorduk, Trabzon’dan geçip uçağa binecektik. Tek yapacağımız sağ salim uçağa binip gitmekti, anladığım kadarıyla orada tesiste sıkıntılar oluyordu. Ama bu karmaşayı dönüp Fenerbahçe Spor Kulübü’ne bağladılar. Şurada bir belge var, koskoca bir şehrin belediye başkanı bu açıklamayı yapıyor. Bu açıklamada Sayın Karaman’ın istifası ve bunun bazı bakanlarımızla ilişkilendirilmemesi gerektiğini ifade eder iken yine Fenerbahçe yine devre arası, yine ahlaksızlık ama yine başaramayacaklar. Neren aklına esti? Bu cinlik nereden? Bu saygısızlık nasıl? Gerçi tepki üzerine hemen kaldırdı ama ben bunu neden gündeme getiriyorum? Birincisi, bizi hiç ilgilendirmeyen konunun içine çekildik ama burada 8 tane madde var, beşinci maddede bir bakandan bahsediyor. Trabzonspor’un hiçbir zaman işleyişine karışmadığı, sadece Trabzonspor yönetiminin hangi konuda kapısını çalarsa yardımcı oldu, öyle bir yardımcı oldu ki iflas etti denilen kulüp yeniden şampiyonluk yarışına girdi. Ben merak ediyorum, nasıl yardımcı olmuş, hem de bu kadar kısa sürede? Bitmedi, yine bu tartışmayla ilgili bir milletvekilimiz twitler atıyor. Burada da Trabzonspor’un 860 milyon TL’lik yapılandırmayla tüm kulüplere, kişilere ve menajerlere olan ödemelerini yapmasına vesile olan bakan beyden bahsediyor, bu denli çok sevdiği kulübün başarısından başka beklentisi olmadığını biliyoruz, olabilir. Bu da bizi ilgilendirmiyor. Allah daha çok versin. Bizim bunda da gözümüz yok. Soruyorum Sayın Ağaoğlu’na? Kaç devlet kurumu stadınızdan loca aldı? Ne kadara aldı? Ne paralar verdi? Türkiye’nin en pahalı locaları bizim stadımızda, gelin bedellerini karşılaştıralım. Bir adım daha öteye gidiyorum, Trabzonlu olmayan ama bir şekilde devletle iş yaptığı için Trabzon’da loca alan iş adamları var mı? Bizim bu destekte hiçbir gözümüz yok ama çıkıp adil rekabet vs. vs. diye konuşmasın. Türkiye’nin en büyük medya grubu tarafından sahipleniliyor, devlet ciddi anlamda yardım ediyor ki onlar da açık açık söylüyorlar. Ben söylemiyorum, sizin belediye başkanınız, milletvekiliniz söylüyor. Yeter artık. Dolayısıyla bunları söylemek zorunda kalmak dahi beni üzüyor. Ama ben artık Türk sporunda barış olsun, omuz omuza verelim sorunlarımızı giderelim, geleceği tasarlayalım, yok geçti artık, siz anlamıyorsunuz o dilden.”
 
3 TEMMUZ 2011’DE ŞAMPİYONLUĞUMUZU ELİMİZDEN ALMAYA ÇALIŞTILAR. ŞİMDİ ŞAMPİYONLUĞUMUZU ENGELLEMEYE ÇALIŞIYORLAR
 
“Fenerbahçelilere tekrar ediyorum: 3 Temmuz 2011’de şampiyonluğumuzu elimizden almaya çalıştılar. Yekvücut kulübümüze sıkı sıkı sarıldık,  birbirimize sarıldık ve sahip çıktık. Şimdi şampiyonluğumuzu engellemeye çalışıyorlar. Belki aktörler ayrı ama zihniyet aynı. Lütfen, artık kısır çekişmeleri bırakın, neyin ne olduğunu daha iyi anlayın.  Güzel bir laf vardır, ‘arsız güçlü olunca haklı suçlu olurmuş’ diye. Sanki öyle bir dönemden geçiyoruz, Fenerbahçe söz konusuysa.
 
NE HİKMETSE HEP FENERBAHÇE ALEYHİNE OLAN HUSUSLAR SIZDIRILIYOR, NE HİKMETSE YİNE BELLİ BAŞLI MEDYA MECRALARINDA BÜYÜTÜLEREK ÇIKARTILIYOR
 
“Türkiye Futbol Federasyonu’na da bir çift laf söylemek istiyorum: İşiniz çok zor Allah yardımcınız olsun. İnşallah en iyi kararları, en bağımsız şekilde verebiliyorsunuzdur. Daha önce de ifade ettiğim gibi Türkiye’de adil rekabet, iyi bir futbol dünyası için elimizden ne geliyorsa biz yapmaya razıyız. Ama çıkarlarımız konusunda da son derece kararlıyız. Herhangi bir dosyada, bir davada, herhangi bir konuda avantajlı konular da olabilir, dezavantajlı konular da olabilir. Hukuki argümanlar olabilir, finansal argümanlar olabilir. Söz konusu harcama limitleriyse veya harcama limitlerindeki ilgili konuyla hiçbir farkı yok.  Bizim lehimize olan unsurlar var, aleyhimize olan unsurlar var, Fenerbahçe olarak konuşuyorum. Ama ne hikmetse hep Fenerbahçe aleyhine olan hususlar sızdırılıyor, ne hikmetse yine belli başlı medya mecralarında büyütülerek çıkartılıyor. Ondan sonra başka kulüplerden de görüşler alınıyor. Bu yaratılan kamuoyundan da federasyonun manevra alanı kısıtlanıyor, onlar da ister istemez rüzgara doğru karar vermek zorunda kalıyorlar. Ama lehte olan hiçbir bilginin federasyondan sızmaması da bize çok enteresan geliyor. Pek çok bilgi var lehte. Bunu söylemek istedim. Ben şimdilik burada sözlerimi kesiyim, bu konuda istediklerinizi sorabilirsiniz.”
 
Başkanımız Ali Koç, basın toplantısında basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
 
TFF’DEN ALEYHİMİZE OLAN BİLGİLER SIZDIRILIRKEN, LEHTE OLANLAR SIZDIRILMIYOR
 
“Bizim hesaplarımıza göre harcama limitleri 55-60 olması lazım. Taraftarımız haklı, ben de o yüzden çağrı yapıyorum. Meşru bir talebiz var ve bu talebin benzeri daha önce kabul görmüş. Bu dinamik ve yaşayan bir sistem. Size bir rakam veriliyor, müzakere ediyorsunuz, bütçenizin açılmasını talep ediyorsunuz, belki bir satış yapıyorsunuz, transfer yapıyorsunuz, eksi artı hesaplar devreye giriyor. Belki bir oyuncuyu kadronuzdan veriyorsunuz ve hiç bedel almadan ama onun maaşı düşüyor. Ya da anaparayı yapılandırıyorsunuz, anapara azalıyor, anapara öteleniyor ve bütün bunlar da sisteme monte ediliyor. Monte edilmesi gerekiyor. Ama monte edilmemesi gereken şeyler de var. Yaz transferlerinin artısı eksisi 15 Aralık’a kadar, UEFA gelirleri 15 Aralık’a kadar ya da sermaye artışı 15 Aralık’a kadar. Bizim talebimiz de bu dinamik sistemin bir parçası. Biz de ‘evet yapılandırma yapamadık ama diğer iki ayrı bankayla yaptık. Anapara hesaplamamızı bizim lehimize pozitifte etkileyecek iki ayrı bankayla yaptık. Bunları daha evvelki yaptığımız başvuruda olduğu gibi hesaplamanıza dahil edin’ diyoruz. Bizim lehimize olan unsurlardan biri ve en önemlisi de anapara hesaplamasının pozitif etkileyecek iki ayrı bankayla yaptığımız yeniden yapılandırma. Bununla ilgili cevabı bekliyoruz. Rekabet hırsı bu kadar mı göz boyadı? Beşiktaş’ın bir talebi var faizlerle ilgili ve biz ve ismini vermeyeceğim bir kulüp daha destekliyoruz diye yazı yazdık. Yüzde 80 döviz borcu ki en az bizi etkileyecek. Ama bir rakibin buna ihtiyacı varsa ve destek verebiliyorsam vermeliyim. Bazı kulüpler destek vermeye çekiniyor. Rekabet hırsı bu kadar mı insanların kısa vadede düşünmesine sebep oluyor? Fenerbahçe’den bu kadar mı korkuyorsunuz? Fenerbahçe yapsa yapsa bir veya iki tane o da oyuncu satamazsa kiralama olacak. TFF’nin limitleri olmasa zaten UEFA’nın bize getirdiği sınırlamalar var. Sattığımız kadar alabiliyoruz. Şimdi kimseyi satmazsak ancak kiralama yapıyoruz. Gücümüz belli. Yani bu kadar mı korkuyorsunuz Fenerbahçe’den de top tüfek saldırıyorsunuz? Medyanızla, siyasi gücünüzle, verdiğiniz demeçlerle… Yazık ya, gerçekten yazık.”
 
DAMIEN COMOLLİ İLE ŞİMDİLİK DEVAM EDİYORUZ, ACELEYLE KARAR VEREN BİR YÖNETİM TARZIMIZ YOK
 
(Sportif Direktörümüz Damien Comolli’ye ilişkin bir soru üzerine) “Damien Comolli ile devam ediyoruz. Açıklama yaptı. Bana sorarsanız özünde yanlış ama sosyal medya diye bir unsur var. Bazen insanlar onun baskısı altında ister istemez yanlış yapabiliyorlar. Çok yüklenildi, yanlış. Benim yapacağım açıklamayla da onun endişe ettiği unsurlar giderilebilirdi. Yönetim Kurulu’nda da 1907’deki toplantı da açık açık söyledim. Konuşacağız ve duruma bakacağız. Özgür ifadeye inanan bir insanım. Twitter hesabın olur da zaman zaman tweet atarsın ama bu kadar transfer yapmışız hesap açmamışsın da şimdi mi açıldı? Dolayısıyla bizim bazen artımız bazen eksimiz ama aceleyle karar veren bir yönetim tarzımız yok. Her şeyi hazmediyoruz ve sonrasında açıklama yapıyoruz. Maçtan sonra yaptığımız açıklamalar için de bir gün sonrayı bekliyoruz. Bazen olumlu oluyor bazen de olumsuz oluyor. Bazen geç kalmış oluyoruz bazen sağlıklı oluyor. Zamanı gelince o konuya da bakacağız.
 
BİZİ ENGELLEMEK İÇİN HER ŞEYİ YAPIYORLAR, FENERBAHÇE’DEN BU KADAR MI KORKUYORSUNUZ?
 
Denetlenmiş bir şekilde federasyonumuza verdik. Fenerbahçe’nin geç kaldığı itibarı yaratmaya çalışıyorlar. Bize göre Türkiye’nin iki büyük grubunda bunu pompalayacaklar. Lehte kara çıkmış ama bekletmişler. Bu benim duyduğum. Sarmala sokup da Fenerbahçe geç kaldı, esastan değil usulden takılıyor gibi bir şeyler yapmaya çalışıyorlar. Onun için basın toplantısı yapıyoruz. Bu yolda giderlese büyük sıkıntı olur. Biz hakkımızı istiyoruz. Dünden beri sizlere bunu işleyin diyorlar. Aynı iki üç gün evvel harcama limitlerini aştığımızı söylemenizi istedikleri gibi şimdi de bunu istiyorlar. Çok üzücü. İyi olmaz. Dünyanın sonu değil 1-2 transfer ama gözleri rekabet hırsıyla, Fenerbahçe karşıtlığı ile bürünmüş ki. Bizim önümüzü kapamaya çalışıyorlar. Bu kadar mı korkuyorsunuz Fenerbahçe’den? Limitler artsa bile UEFA’da sınırlama var zaten. Ne yapıp ne yapamayacağımız belli zaten. Ben ilahi adalete inanan bir insanım. Zaman gösterecek.”
 
ZORLU’DAKİ TOPLANTIYI KAZANDIĞIMIZ MAÇLARIN HAKEMLERİNE BİR SONRAKİ HAFTA GÖREV VERİLMEMESİ ÜZERİNE YAPTIK
 
(Kulübümüz ve TFF arasında Zorlu’da gerçekleştirilen toplantıya ve Zekeriya Alp’in açıklamasına yönelik soru üzerine) “Federasyonla sürekli toplantı yapıyoruz. Sapla samanı karıştırmayın. Bu toplantıdan sonra 30-40 çıktı diye iddia ediyorlar. Talebimiz olup olmadığını federasyona sorun. Ortada böyle bir talep yok. Arkadaşlar eldivensiz konuşuyoruz. Keşke Divan’da yapsaydık da daha çok reklam olsaydı. Ahmet Zorlu’dan gidip şey isteyeceğim. Bir yerin reklamı bu kadar yapılabilir. Biz niye Zorlu’da toplandığımızı açıkladık ama bir daha açıklayayım. Bunu sorgulayanların çoğu geçmiş reflekslerinden, yaptığı hareketlerden kuşkulanıp herkesi kendileri gibi sanıyorlar. Bizim o zaman 12.haftamızdı. 6 maç kazanmışız ve 6 maçın hakemi de bir sonraki maç atanmamış. Puan kaybettiğimiz 6 maçın hakemi de sonraki maçlara atanmış. Bunlardan iki tanesi çok tartışılmış. Biri Kayseri maçı hatırlarsanız ki Kayseri maçımızda fahiş hatalar vardı ve bütün kanallarda çok tartışıldı ama o hakem atandı. O hafta 3 maç vardı ve diğer iki hakem atandı ama bizimki atanmadı. Nihat Bey’den toplantı talep ettik. O da MHK’nin bunu anlatmasının daha doğru olacağını, çünkü kendisinin konuyu incelediğini söyledi. Bize randevu verildi. Toplantı için geri dönüş yapıldığında o gün kendi Yönetim Kurulu Toplantımız vardı. Biz de başka gün olmasını istedik. Takvimler de sıkışık olduğu için ‘yer olarak Zorlu’da olur mu’ dendi. Biz de daha iyi olacağını söyledik ve gittik. Sadece hakem atamaları konuşuldu. Çıkarken de bize 30’dan 40’a çıkacağı söylendi. Zaten bir iki gün sonra da çıktı. Bizim görüşmemiz daha geçekleşmeden bu konuyla ilgili orada bize söylendi. Böyle mi değil mi açın sorun. Zekeriya Bey’e gelince de atamaları nasıl yaptığını anlattı. Tatmin olduğu dediği konu şu sanırım; bir mantık uygulanarak yapılıyor. Nedir o mantık? Gözlemci form dolduruyor ve bilgisayar da puan veriyor. O puan belli rakamın altındaysa atanmıyorsun, üstündeyse atanıyorsun. Bu bir mantık. Ama gözlemci bir kişi ve genelde bizim oturduğumuz bölgede oturuyor. Hakem dünyası ve gözlemci dünyasında da ahbap çavuş ilişkisi var. Hakemlerin puanlarını sorduk. Puanlarda mantık yok. Bir mantık çerçevesinde olduğu konusunda tatmin oldu ama toplantıda bunun sonuçlarının yanlış olduğunu söyledik. Şunu da önerdim: Bir kişi olmaz. Bir kişi canlı seyretsin. Başkası da 90 dakikayı televizyondan seyretsin. Aynı formu doldursun. Bilgisayara verin. Averajını alın ve bunu da açıklayın. O zaman gözlemciler de vatandaşın takip ettiğini bilir. Çok daha şeffaf olur. Yaparlar mı yapmazlar mı bilmiyorum ama içeriği bu.”
 
BİZ FETÖ’YE KARŞI EN GÜÇLÜ DÖNEMİNDE MÜCADELE ETTİK, DİRENİŞİN FİTİLİNİ ATEŞLEDİK
 
(Fenerbahçe’ye Kumpas Davası’na ilişkin bir soru üzerine) “Söz konusu Fenerbahçe ise FETÖ yok ama diğer her konuda var. Seçim zamanları bu konu daha sempatik oluyor ve daha çok işleniyor. Bunu büyük bir saygısızlık ve haksızlık olarak görüyorum. Bu kadar davalar, mahkemeler olmuş, bu kumpasların içeride olduğu, yurt dışına kaçtığı ortada iken söz konusu Fenerbahçe ise yok. Daha da üzücüsü eski milletvekili bir hanımefendi bu konuları değerlendirmiş. Geçmişini araştırıyorsun. Kadın 11 yıl Bank Asya’da avukatlık yapmış. O bavulu taşıyan adama sosyal medya güzellemeleri yapmış. Türkiye Cumhuriyeti ve devlet büyüklerimiz bu konuda Fenerbahçe’yi takdire şayan buluyor. Bize saygıları var. Biz bu örgüte karşı en kuvvetli, en rüzgârı arkasına aldığı dönemde, bütün devletin kılcal damarlarına işlemişler, topyekun üstümüze geldiğinde biz yapayalnızken, kimse yanımızda değilken ve olmak isteyenlerin de korktuğu bir dönemde iş başa düştü, bunlarla mücadele ettik. Kesinlikle bu mücadelenin fitilini biz ateşledik. 17-25 Aralık’ta değil; 3 Temmuz’da başlamıştır. Vicdanlı olan, objektif ve vatanını seven birçok insan Fenerbahçe’nin mücadelesini saygıyla karşılamıştır. Bu şampiyonluktan ve maç kazanmaktan çok daha büyük bir olaydır. Bunu yapan siyasilerin müteşekkir olması lazımken sempatiklik unsuru olarak görmelerini olayı hafife almak olarak algılıyorum.”
(TFF’ye yapılan başvuru ve oradan çıkacak sonuca bağlı olarak yapılması düşünülen transferlere ilişkin soru üzerine) “İki hafta kalıyor. Bir an evvel bu karar olumlu gelirse de iki buçuk haftamız kalıyor. Temaslarda olduğumuz yerler var. Sol bek ihtiyacımı var. Hocamız da bunu istiyor. Alabileceklerimiz de var. Ama manevra alanımız kısıtlı. En kısa zamanda bizim haklı başvurumuzda olması gereken sonuç çıkmazsa çok daha radikal bir yöne gitmek zorundayız.”
 
“Engellemeye çalışıyor demedim. 3 Temmuz’da şampiyonluğumuzu elimizden almaya çalıştılar, şimdi de engellemeye çalışılıyor dedim.”
 
TÜRK FUTBOLUNUN ORTAK SORUNLARI VAR, BUNU SADECE BERABER ÇÖZEBİLİRİZ
 
“Şimdi birinci önceliğim kulübümün çıkarları. Her zaman öyleydi ama kulübümüzün çıkarları çerçevesinde de Türk futbolunun gelişmesini çok önemli buluyordum. Türk futbolunun en önemli lokomotiflerinden biri Fenerbahçe.  Türk futbolunu gelişmesi bize de fayda sağlayacak. Ortak çıkarlarımız var. Bunu ancak beraber çözebiliriz. Ama bunu tek kişiyle yapamazsınız.”
 
BÜTÜN RESMİ GÖRDÜĞÜNÜZDE KENDİ KULÜBÜNÜZÜ KORUMAK ZORUNDA KALIYORSUNUZ
 
“Benim kişilere olmasa da camialara saygım var. 100’er yıllık ve futboldan öteye camialardır. 6 yıl yönetim kurulu üyesiyken de zaman zaman kulübün sözcüsüyken de camialara saygım olmadı. Ama bütün resmi gördüğünüzde de insan kendi çıkarlarını korumak zorunda kalıyor. Açıklamayı yapmaktan dolayı da rahatsızım. Ama sen iki günde bir sen oradan buradan bana dokunduracaksın, laf atacaksın, başka mecraları devreye sokacaksın, TFF’yi ablukaya alacaksın ben de ses çıkarmayacağım. Bu da sorumluklarımıza saygısızlık olur”
 
İNŞALLAH GALİBİYET SERİMİZ DEVAM EDER
 
(Teknik Direktörümüz Ersun Yanal’ın Beşiktaş galibiyetinin ardından yaptığı açıklamaya ilişkin soru üzerine) “Biz orada koridorun sonunda bekliyorduk. Hocamızdan sonra biz konuşacaktık. Hocamız duygusal ve iyi bir insan. Çok yüklenildi. Bizim hocamızın istifa edeceği yok ama 1 hafta konuşuluyor. Bir kulübün hocası istifa ediyor ve üçüncü günde haber oluyor. Orada duygu patlaması yaşamıştır. Bence duygu yüklüydü. Abartacak hiçbir şey yok. Bizim galibiyetimize bir nebze gölge düşürdü, kursağımızda bıraktı. Hepimiz insanız ve insani konulara çok açık bir insanımdır. Ben de yarın öbür gün patlayabilirim ama hocamız o hafta kötü bir Sivasspor maçından sonra nasıl hazırlandı, belki bizim açıklamamızdan da etkilenmiştir. Buradaki en sağlıklısı sosyal medya ile iletişim kurmamaktır. Damien Comolli de patladı ama büyük resme baktığınız zaman gerek olmadığını görüyorsunuz. Önemli olan derbi galibiyetiydi ve derbiye iyi çalıştı takım, iyi bir galibiyet aldık. Hakem tartışmalara üzülüyorum ana hak ettiğimiz bir galibiyet aldık. İnşallah galibiyet serimiz devam eder.”
 
Son olarak basın mensuplarına teşekkür eden Başkanımız Ali Koç, “Teşekkür ediyorum. Hepinizin yeni yılını kutlarım. Sağlıklı, huzurlu, barış içinde iyi bir lig olsun. Ülkemiz için güzel şeyler olsun. 2019 zor geçti. 2020 her anlamda iyi şeylerin olduğu, güzel anıların olduğu güzel bir yıl olsun.” dedi.

Basın Fotoğrafları