Başkanımız Ali Y. Koç ve Yönetim Kurulu Üyelerimiz, İzmir Fenerbahçeliler Derneğimizin ev sahipliğinde Ege Bölgesi Derneklerimizle bir araya geldi.
İzmir Fenerbahçeliler Derneğimizin ev sahipliğinde futbol takımımızın kamp yaptığı otelde gerçekleştirilen organizasyona Başkan Vekilimiz Sertaç Komsuoğlu, Genel Sekreterimiz Burak Çağlan Kızılhan, Yönetim Kurulu Üyelerimiz ile başta Ege Bölgesi olmak üzere yurtiçi ve yurtdışından çeşitli derneklerimizin başkanları ile çok sayıda kongre üyemiz ve taraftarımız katıldı.
Otel girişinde meşaleler yakan taraftarlarımız, Başkanımız ve Yönetim Kurulu Üyelerimize tezahüratlarla destek vererek karşıladı.
Taraftarlarımızın yoğun ilgi ve çiçek takdiminin ardından Başkanımız da taraftarlarımızın fotoğraf ve imza isteklerini geri çevirmedi.
Gecenin açılış konuşmasını yapan Derneklerden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyemiz Rıfat Perahya, derneklerimizin yaptıkları çalışmalar ve Fenerbahçemize kattıkları hakkında bilgiler verdi ve ‘İyi ki Fenerbahçeliyiz’ diyerek sözlerini noktaladı.
Ardından kürsüye gelen Başkanımız Ali Y. Koç, önemli açıklamalarda bulundu:
“Değerli İzmirli kongre üyelerimiz ve bölgeden gelen kongre üyelerimiz, taraftarlarımız, dernek temsilcilerimiz ama her şeyden kıymetlisi Sevgili çocuklarımız, sizi şahsım ve Yönetim Kurulum adına sevgi, saygı ve coşkuyla kucaklıyorum. Bizler için bu güzel ve özel şehre gelmek her zaman çok büyük mutluluk ve bugün Derneklerden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyemiz Rıfat Bey’in de söylediği gibi başta İzmir Derneğimizin Başkanı Sn. Cem Çalışkan’a ve bölgedeki dernek başkanlarına ve yöneticilerine bu geceyi organize ettikleri için canıgönülden teşekkür ediyorum. Sağ olun, var olun.
Hepimizin bildiği gibi Fenerbahçemiz büyük bir camia, devasa bir aile. Bizler birlik ve beraberliğimiz arttıkça hedeflere hep beraber odaklandıkça, kenetlendikçe bizim başaramayacağımız, yapamayacağımız iş yoktur ve bu şekilde de büyüyerek ve artarak devam etmeliyiz.
İzmir… Kurtuluşun şehri… Aynı zamanda da Anadolu’da sarı lacivertli kalplerin attığı belki de en önemli şehir. Pek çok şehrin arasında Ankara, Sivas, Rize’yi katabiliriz ama İzmir söz konusu Fenerbahçe ise bir başka. Yeni sezonun ilk maçında deplasman karşılaşması öncesi burada sizlerle birlikte olmak bizler için ayrı bir keyif. Sizlerin bize gösterdiği ilgi, alaka, sıcak misafirperverlik, aidiyet duyguları ve sahiplenme; bizler için hem büyük bir güç ve motivasyon kaynağıdır. İzmirli Fenerbahçelilerin, Ege Bölgesi’nin Fenerbahçemize kattığı güç için hepinize ayrı ayrı canıgönülden teşekkür ederim.
FUTBOL A TAKIM VE TRANSFERLER HAKKINDA
En son Yüksek Divan Kurulu konuşmamda, bu sene farklı futbol takımı izleyeceğinizden bahsetmiştim. Son maçımızda da bunun enstantanelerini gördük. Tabii daha benim bahsettiğime gidecek yol var. Ne demek istediğimi son maçımızda hep beraber gördük. Hocamız ve Devin Özek liderliğinde önceden belirlenmiş bir plan çerçevesinde hareket ediyoruz. Ayakları yere basan, daha doğru bir futbol aklı ortaya koyuyoruz. Popülist hareket etmemeye özellikle özen gösteriyoruz. Gündelik kararlar vermiyoruz.
Bizim hiç düşünmediğimiz aramızda değerlendirmediğimiz pek çok isim sizleri heyecanlandırsa da basında her transfer sezonunda olduğu gibi geniş ve yaygın bir şekilde kullanılıyor. Sizden sadece bizlere kulak vermenizi istiyorum. Bugüne kadar gerçekleştirdiğimiz ve önümüzdeki günlerde de takımımıza kazandıracağımız transferler; sportif akıl, karakter, takım ruhu ve ekonomik denge temelinde yapılmaktadır. Bu senenin en büyük ayrıcalıklardan biri de transfer politikamızda ikiden fazla mevkii de oynayan oyunculara odaklanıyoruz ve aynı zamanda da takımı gençleştirmeye özellikle önem veriyoruz.
Şu ana kadar yaptığımız beş transferin biri aslında transfer değil eski futbolcumuz geri döndü. Üçüncü kalecimiz Tarık. Diğer profillerin doğru olduğunu Feyenoord maçında sahaya yansıttıkları performansla bir nebze görmüş oluyoruz. Önümüzdeki maçlarda bunu inşallah keskin ve yüksek sözle söyleyeceğiz. Buna benzer katkıları verecek, profilimize uygun oyuncular üzerine çalışıyoruz. İki kanat, bir orta saha çalışmalarımız var. Onun dışında da bazı fırsatlar bizlere sunulmaktadır. Oraya odaklanıyoruz ama şunu söylemek istiyorum. Skriniar’dan hareket edebiliriz. ‘Geç kaldı’ diyenler var. Bir nebze geç kaldığımız doğrudur ama özelikle bu sene piyasa hiç alışık olmadığımız seviyelerde, rakamlarda pazarlıklar başlatılıyor. Mesela Skriniar kaptanımız, hocamızın çok istediği, olmazsa olmaz dediği hatta bazen transfer çalışmaları yaptığımız zaman ‘Skriniar’ı getirin, ondan sonra diğer isimleri konuşalım’ diye yarı ciddi, yarı şakayla değindiği oyuncumuzu biz temmuz başı getirseydik, kapı 20 milyon Euro’dan açılıyordu. Bekledik, pazarlık ettik. Kaptanımızı 6 milyon Euro’ya getirebildik. Bu pek çok transfer için de geçerlidir.
Bu sene beni en çok mutlu eden ve umutlandırıcı konulardan başında da takımımızda gördüğümüz aile ruhu, enerji, mutluluk, aralarındaki kimya ve uyum olmaktadır. Dediğim gibi camia bir bütün olduğu zaman, stadımızdaki taraftarlarımız eski günlerine döndüğü zaman bizim yenemeyeceğimiz rakip yoktur. Bakın Feyenoord maçı öncesi, iyi de oynamadığımız ilk yarı sonlarına doğru 1-1’e getirdik ama maçta 2-1 yenildik. Morallerimiz bozuldu ama hocamız ne dedi: “Welcome to Kadıköy, Welcome to Hell” diyerek ateşi yaktı. Futbolcularımız da benzer iletişim içerisinde bulundu. Taraftar gruplarımız bu coşkuya katıldılar ve ayak uydurdular. Sonradan turu geçeceğimize yönetim olarak yaptığımız hamlelerle yürekten taraftarlarımıza inandırdık ve taraftarlarımız muhteşem destek verdi. Turu atlamadaki en büyük halkaların başında veya biri taraftarlarımızın desteği olmuştur. Hepinizin gördüğü gibi maçtan önce de maçın başında da taraftarlarımız ateşli bir giriş yaptı. Geriye düşmemize rağmen, daha evvel ne olduğunu biliyordunuz. Destekler artarak devam etti. Bu da hemen sahaya yansıdı. Maç sonunda, hocamızı ve oyuncularımızı tebrik konuşmamda da bunu kendilerine söyledim.
Evet, bizim sizlerin itici güce olmanıza ihtiyacımız var ama sizlerin beklediği coşkuyu, savaşı, mücadeleyi verdiğimiz zaman zaten sizlerde tribünlerde otomatik olarak coşkuyu arttırıyorlar. Şimdi de sizlere şunları söylemek istiyorum; bizlerin bu halkayı her gün daha da güçlendirmemiz gerekiyor. Çünkü sistematik bir şekilde Fenerbahçe camiasının bu gücünün zayıflatmaya yönelik çalışmalar, saldırılar, hareketler, adımlar atılmaktadır.
Bizler her zaman ateşi yakabiliriz. Ama siz olmazsanız bu ateşi canlı tutmamız imkânsıza yakındır. Birlikte olduğumuz zaman önümüzde durabilecek engel yoktur. Özellikle çocuklarınızı bu şekilde yetiştirmenizi, eğitmenizi ve bu kültürü aşılamanızı şimdiden rica ederim. Çünkü İzmir’in çocukları sıkı Fenerbahçeliler. Bunu her geldiğimde görüyorum.
MALİ YAPI
Şimdi biraz mali konulardan bahsedeceğim. Bahsetmeyecektim ama o kadar küçümseniyor, hatta öyle farklı tablolar çiziliyor ki aklımızla oynuyorlar. En son Yüksek Divan Kurulumuzda gördünüz, biz her zaman sürdürülebilir başarı için sadece futbol değil her alanda faaliyet gösterdiğimiz her branşta sürdürülebilir, sağlam, mali yapı üstünde olmamızı, finansal güce ve mali istikrara önem verdik. Geldiğimiz günden beri bütün faaliyetlerimizi buna göre yaptık. Kulübümüzün çökmek üzere devraldığımız mali yapısını attığımız adımlarla yeniden inşa edebilmek için olağanüstü bir mücadele verdik.
Bunu sizler göremeyebilirsiniz, yeterince değerli bulmayabilirsiniz ama bir hatırlatma yapma ihtiyacı duyuyorum. Çünkü biz UEFA tarafından bütün liglerin bütün takımları arasında iflasa en yakın kulüp olarak gösterildik. Bunu ben göstermedim. Bunu UEFA gösterdi ama o günlerden bugüne mali bağımsızlığımıza giden yoldaki en büyük engel olan Bankalar Birliği Anlaşmasını geride bırakma yönünde büyük aşama kat ettik. Çok yakın zamanda bu da geride kalacak. Bunu yaparken de şartların ne olduğunu size hatırlatma amacı duyuyorum ama aslında siz de burada bunu hatırlatırken bunu küçümseyenlere, hafife alanlara ve sanki bizlerin aklı yokmuş; o günleri unuttuğumuzu zannedenlere seslenmek adına yapıyorum. Yüksek Divan Kurulu’nda ifade ettiğim gibi inşallah yakın zamanda bunlar geride kalacak.
Buna rağmen sanki Fenerbahçe borç batağına saplanmış bir kulüp gibi göstermek isteyenleri üzülerek görüyorum, duyuyorum. Sadece şunu söyleyeceğim lütfen camiamızın hafızası ve aklı ile oynamayın. Fenerbahçelileri aptal yerine koymayın. İflasa en yakın kulüp seviyesinden geldiğimiz nokta itibarıyla son 7 yılın en güçlü finansal seviyesine çok şükür, Allah’a şükür kulübümüzü taşıyabildik.
Birkaç tane örnek vermek istiyorum. Euro bazına bakalım. Çünkü TL, faizler, enflasyon vs. TL ile bir şeyi karşılaştırmak elma ile elma olmuyor ama biz geldiğimizde 175 milyon Euro olan gelirimiz şu an 374 milyon Euro’dur. Sadece bir örnek vereyim. Tüm branşlardaki sponsorluklar, forma sponsorluğundan bahsediyorum. Koskoca Fenerbahçe’nin 7 adet sponsoru vardı. A takımının göğüs sponsoru yoktu. Şu an Allah’a şükür 51 sponsorumuz var ve buradan yarattığımız ciddi kaynak var. Şimdi o günden bugüne geldik. Bunu yaparken takım değerini 3 misline çıkardık. Gemiyi yüzdürdük, finansal borçları erittik. Bunu yaparken; akıntı, fırtına hep bize karşıydı. Bütün takımlara karşıydı, sadece Fenerbahçe değil.
Yayın gelirlerimiz 3/1’ine düştü. 40-44’ler bahsederken, 13-14 milyon Euro’lara düştü. Spor Toto gelirleri o dönemde bir aylık A takım maaşını karşılarken şu an yok denecek seviyeye geldi. Şu an tekrar uygulanan ama amatör şubelere aktardığımız vergi iadeleri üç sene boyunca kaldırıldı. Üstüne bir de pandemi geldi. Pandemi döneminde ne hikmetse bunu yapanların ne düşündüğünü ben bilmiyorum. Vergiler 15’ten, 40’a çıktı. Avrupa ile rekabet ederken en önemli unsurlardan biri vergilerin düşük olmasıydı. Vergileri kulüp ödediği için tahmin edebiliyorsunuz vergi maliyetleri üç misline çıktı. 8-9, %10 olan faizler, %50-60’lara çıktı. Biz geldiğimizde kur 4.35 falandı. Euro, TL. Şimdi 45’lere yükseldi. Bütün bunlara rağmen bu gemi yüzdü. Finansal borçlar azaltıldı. Futbol dışındaki bütün branşlarda olağanüstü tarihi başarılar yaşandı. Futbolda bir başarımız olsa bugün konuşanlar, konuşamıyor olacaktı. Biz bunları yaparken şu an geldiğimiz nokta itibarıyla tesisleşme konularını bile düşünebilir hale geldik. Maltepe’deki yeni akademi inşaatımız ve inşaatçıların ‘futbol fidanlığı’ dediği projemiz tam hızıyla ilerliyor.
Dereağzı Tesislerimizi olimpik köye çevirmenin ilk temel atması bu hafta olacak. Voleybol salonlarımızla. Geçen hafta Türkiye Yüzme Şampiyonası’nın yapıldığı havuzlarımız yenileniyor. Ataşehir ve Kayışdağı Yüksek Divan Kurulumuzda da söyledim. Bizi Bankalar Birliği’nden çıkaracak iki projenin imzaları atılma aşamasında geldi. Ülker ile beraber stadyumu büyütme konusundaki çalışmalarımız hız kesmeksizin devam ediyor.
Size burayı iyi anlatmam gerekiyor. Biz proje sunduk. Popülist bir şekilde seçim öncesi sunmadık. Ne zaman sunduk? Bir daha seçildik. Bir sene boyunca sağ olsun Hamdi Akın, mimarlık firmaları ile çalıştı. 60 bin kapasiteye çıkaracak bütün detayları en ince detayına kadar hazırlandı. Takvim belirlendi. Bütçe çıktı. Bu seçim olmasaydı zaten başlamıştık ama seçim sonucundan sonra tam hız devam edecek. Aynen bir lego gibi bir yerlerde depolanacak. Sezon bitince stadımıza monte edilecek. Biz bunları bir evvelki Yüksek Divan Kurulu’nda anlattık. Sağ olsunlar eski Başkanımız ve arkadaşları bunu da küçümsediler. Taklit dediler, Ankara’dan bir arkadaşlarını NOW TV’ye yolladılar. Biz de hayret ettik. Gittik mimarlara ‘itham ediliyoruz’ dedik. Doğrusu nedir, diye sorduk. Mimar aynı mimar olmak zorunda. Onlar da çalıştıysa, biz de… Mimar, ‘Biz onlarla çalışmadık’ dedi. Geçmişte olan bazı çalışmaları, fotoğrafları verdik. Onlar da seçimlerde kullandılar ama sizle yaptığımız detaylı hiç bir çalışmayı yapmadık’ diye mimarlar açıklama yaptı. Orada da sanki proje çalıyormuşuz gibi bir noktaya getirdik.
Kısacası şunu söylemek istiyorum. Şartlar ne olursa olsun, finansal şartlar, camia içindeki dengeler, dijital terör, iftira, saldırı, itibarsızlaşmanın hepsini bir yere koyun, biz durmadan çalışıyoruz. Kulübümüzün geleceği için de bu noktada bu pozisyonda olduğumuz müddetçe hiçbir şekilde geri adım atmadan inandığımız şekilde çalışmaya devam edeceğiz. Bununla beraber Fenerbahçemizi global bir marka yapma yolunda, global firma global firmalarla iş birliği yaparsanız olur. 2 farklı kategoride emsal teşkil edecek sponsorluk anlaşmaları imzaladık. Bunlardan bir tanesi adidas ile Fenerbahçe tarihinde değil, Türkiye tarihindeki en iyi ekipman anlaşmasını yaptık. Yüksek Divan Kurulu’nda onu da küçümsediler. Sonra Chobani ile Amerika’nın dünya çapında en önde gelen firmalarında 10 yıllık, minimumda 120 milyon Euro’luk anlaşma yaptık. Bize göre rekor sponsorluk. Avrupa’da çok stat sponsoru yok. Bunu da bilin. Avrupa standartlarına göre de çok yüksek. Onu da küçümsediler. Biz her şeye rağmen inandığımız hedeflerle Fenerbahçe’yi özellikle global arenada bilinen bir marka haline getirmek için var gücümüzle çalışmaya devam ediyoruz ama inanın mali konular açısından 7 sene çok ama çok zor geçti. Büyük fedakârlıklar yapıldı. Bizler, Yönetim Kurulundaki arkadaşlarım ile birlikte Fenerbahçemizin daha büyük hedeflere kendi imkânları ile ilerlemesi adına her türlü mücadeleyi veriyoruz ve vermeye de devam edeceğiz. İnanın bu süreç çok çok zor oldu.
AMATÖR BRANŞLAR
Amatör branşlara çok girmeyeceğim. Bugün Avrupa’da EuroLeague’in hem erkekler hem kadınlar kupasını, Süper Kupasını sergileyen tek kulüp Fenerbahçe’dir. 5 Avrupa Kupası’nı bizim dönemimizde aldık. Bunun için de 4’ünün sahibi Kemal Danabaş burada yok. Sertaç Komsuoğlu burada. Geçen sezon bütün kupaları aldı. Süper Kupayı da alırsa almamış kupa bırakmayacak. Yeni Başkan Vekilimiz Sertaç Komsuoğlunu da özellikle kutluyorum. Harika bir şube kurdu ve yönetiyor. Sadece kupaları almadı. Avrupa’nın en iyi hocası bizim hocamız seçildi. Avrupa’nın en iyi takım menajeri bizim menajerimiz Derya Yannier seçildi. Onları da özellikle kutluyorum. Türkiye Cumhuriyeti kurulurken, Atamız özelikle İstanbul kulüplerine bu genç cumhuriyette sporu yayma misyonunu verdi. Biz o misyondan hiç sapmadık. İnşallah da hiçbir zaman sapmayız. Bir kulüp olarak ne kadar çok çocuğa ilham kaynağı olduğumuzu, ülkemize ne kadar çok sporcu yetiştirdiğimizi ve ülke sporuna ne kadar çok katkı sunduğumuzu önemsiyoruz. Diğer kulüpler de önemsiyordu ama son dönemde bizden başka önemseyen kalmadı. Bizler bu misyonumuzla ve uluslararası müsabakalarda İstiklal Marşımızı okutan tüm sporcularımızla gurur duyuyoruz! O yüzden diyoruz ki; İyi ki Fenerbahçeliyiz! Dünyanın en büyük spor kulübüyüz.
ORGANİZE KÖTÜLÜK
Sevgili Fenerbahçe’liler, dikkatinizi çekmek istediğim birkaç konu var. Dikkatle dinlemenizi rica ediyorum. Biz görevde olalım, olmayalım. Fenerbahçe Başkanı, yöneticisi kim olursa olsun, camiamızı bu tehlikeden bertaraf etmemiz gerekmektedir. Bu yapılanlar bugün muvaffak olup, istedikleri noktaya hedefe ulaşırlarsa bundan sonra Fenerbahçe yönetimlerinin başkanlarının durumu çalışma şartları çok daha zorlaşacaktır.
Biz sahada rakiple mücadele ederken bir yandan da son dönemde tarihimizde hiç görülmeyen boyutlarda yaşadığımız sistematik saldırılar ile mücadele etmek zorunda kalıyoruz. Yalan ve iftiralarla dolu bu saldırıların temel hedefi bizi bize kırdırmaktır. Eleştiriye sonuna kadar açığız. Hatta Fenerbahçe TV, kendi TV’mizde yapılan eleştirile dahi açığız. Görmüşsünüzdür. Hiç müdahale etmiyoruz. Yapıcı fikir başka yıkıcı tutum başka. Fikir söylemek başka camiamızı kaosa sürüklemek mütemadiyen kamuoyu nezdinde zarar vermek başka. Biz, yazarak, konuşarak anlatmaya çalışıyoruz. Yetişemiyoruz. Yine de eksik kaldığımız için bunu bir video ile toparlamak istedik. Son YDK toplantısında gösterdik. Sonrasında ilaveler oldu çünkü saldırılar durmuyor. Her şeyi bizzat yaşamış olmamıza rağmen her seyrettiğimde neler yaşadığımıza hayretler ediyoruz.
Videoyu seyrettik hep birlikte. Sadece kısa bir kesitten oluşan bu videoyu seyredip bu yaşadığımız haksızlıklar karşısında içi ürpermeyen var mı?
Bir bütün olarak izlendiğinde bu bir konsorsiyum tarafından organize, sistematik bir saldırı altında gerçekleştiriliyor. Bu bir tesadüf değil. Bunu iyi anlamanız lazım. Tabii ki burada samimi taraftarlar var. Düşündüklerini yazan bunun partisi olmayan ama bu aslında taraftarlarımızı da camiamızı da yönetime, başkana kışkırtmak için yapılan, imza sayılarını arttırmak için yapılan yalanlarla dolu bir yaklaşım. İşte ben buna “Organize Kötülük” diyorum. İmza verenler demiyorum. Demin ki arkadaş ziyaret etti, diyor. Benim bildiğim biri tarafından fırçalanıyor, ertesi gün ‘bastı’ diye açıklama yapıyor. Ondan sonra bu işi ekmek parasına çeviren bazı geleneksel ve dijital medyadaki insanlar bunu yayınlıyorlar ve doğal olarak da bireyler de buna katılıyor. Katılma ihtiyacı duyuyorlar.
Dolayısıyla taraftarı kışkırtan, yöneticileri ve ailelerini hedef gösteren ve sosyal medya üzerinden yaratılmaya çalışılan “kulüp yıpratma” dili tek bir amaca hizmet ediyor: Fenerbahçeliler birbirleri ile didişsin, birbirlerini itibarsızlaştırsın ve zayıflasın. Gördüğünüz gibi yapılan her konuşma, her açıklama, her iletişim faaliyeti çarpıtılmakta, gerçeklerle ilgisi olmayan bir algı yaratılmaya çalışılmaktadır. Camiamız böyle bir ortamı daha önce hiçbir zaman görmemiş ve yaşamamıştır. 118 yıllık tarihimizde böyle bir şey hiçbir zaman yaşanmamıştır ve dolayısıyla camiamız hiç bu kadar bölünmemişti. Saldırılar, kimi zaman bana, kimi zaman bizim en güçlü olduğumuz yerlere, kişilere ve konulara yoğunlaştırılmaktadır.
Bakın izledik; Ben varım, sponsorlar ve yöneticiler var. Son dönemde de üzülerek bunu söylüyorum. Savunmasız sporcularımızı da kattılar. Hangi konuda güçlüysek özellikle o konuyu hedef alıyorlar. Amaç çok net: Dışarıdan yıkamadıkları Fenerbahçemizi içeriden kutuplaştırarak bölmek. Son dönemde buna yeri geliyor, samimi Fenerbahçeliler de bilmeden katkı sağlayabiliyorlar. Zaten en büyük tehlike burada.
DİJİTAL TERÖR
Kısacası bir de dijital bir saldırının içindeyiz. Bugün bu yeni nesil savaşın adına görünmez savaşın adına Dijital Terör diyebiliriz. Ve göreceksiniz Türk futbolunda önümüzdeki haftalarda bu konuyla ilgili çok ciddi kulüplerin katılacağı eylemler, hamleler, söylemler olacaktır. Çünkü bu gidişle gidişat, gidişat değildir. Bu dijital terör kapsamında, organize dijital zorbalık kampanyalarına futbolcularımız maruz kalmaya başladılar. Bir başka büyük kulüpte kendi futbolcusu için açıklama yaptı. Biz boş durmadık. Buraları dikkatli dinlemenizi sizden özellikle rica ediyorum.
Biz bunların peşine düştük. Bu saldırıların bazılarının faillerini bulduk, gerekli hukuki süreçler başlattık ve resmi suç duyurularımızı yaptık. Suç duyurusu sonucunda ki sanmayın bu hesapları bir kişi yönetiyor. Bu hesaplar birden fazla kişiler tarafından yönetiliyor. Bulduğumuz zaman yeri geldiğinde 2-3-4 kişi buluyoruz. Bunlar tespit edildi. Bu kişilerin tüm dijital materyallerine; cep telefonu, bilgisayar gibi aletlere el konuldu. Bir kısmına yurt dışı yasağı getirildi. Bazılarının da seslerinin kısıldığını görüyorsunuzdur. Merak ediyorsunuzdur, hala bunlar niye yazmıyorlar diye… Çok enteresan bir şey tespit ettik. Hukukçularımız bu bazı hesapları yönetenlerin, hepsini demiyorum bazılarının Fenerbahçe taraftarı değil, rakip takım taraftarı olduğunu da tespit etti.
Fenerbahçe Spor Kulübü olarak, sahadaki mücadelemizi gölgelemeye, futbolcularımızın emeğini ve itibarını zedelemeye yönelik hiçbir girişimi görmezden gelmeyeceğiz. Sporcularımıza yöneltilen her saldırı, Fenerbahçemize yöneltilmiş demektir. Biz, ailemizi korumak için her zeminde, her şartta ve her güçle mücadele ediyoruz ve etmeye de devam edeceğiz. Bu camianın gücü, sahte hesaplarla değil; gerçek taraftarların, gerçek yüreklerin gücüdür. Bunu lütfen bir yere not edin.
İMZA SÜRECİ
Gelelim imza sürecine. Kısaca bundan da bahsetmek istiyorum... Hepinizin bildiği gibi geçen sezonun sonu bile gelmeden, 4-5 hafta kala eleştiriler ve tartışmalar başladı. Camiamızdan gelen sesleri dinleyip talepleri önemsediğimiz için mayıs ayında eylül ayını işaret ederek istenilen Olağanüstü Seçimli Genel Kurulu yapacağımızı açık ve net şekilde duyurduk. Ona da inanmadılar, yalan söylüyor dediler.
Öncelikle şunun bilinmesini istiyorum. Beni tenkit eden yakın tanıdıklarım, tenkit ettikleri şeylerden bir tanesi ‘fazla demokratiksin, fazla dürüstsün. Bazen böylesi bu dünyada olmaz’ derler. Onun için şunun üstüne basarak söylemek istiyorum. Tüzüğümüzde kongre üyelerimiz için belirtilen haklarını dile getirmek için imza beyannamesi veren tüm kongre üyelerimizin bu iradelerini saygı ile karşılıyorum. Yöntem olarak doğru bulmasam da Fenerbahçe’nin demokratik haklarını kullanan ve Fenerbahçe’nin daha iyi olacağını düşünerek samimi bir şekilde bunu yapan herkesi de takdir ediyorum çünkü kulübü için aksiyona geçmiş demektir. Yöntem tamamen yanlış bir yöntem olmasına rağmen bunu söylemek istiyorum. Bakın bu bahsettiğim insanlar alırlar tamamen yanlış yöntem kısmını çıkarırlar bütünü yapmazlar, onu sosyal medyaya servis ederler. Hatta bugün aramızda iyi niyetle beyanname vermiş kongre üyelerimiz vardır, inşallah vardır. Toplantıya da katılmanıza mutlu olduk, memnuniyet duyduk. Bazı taleplerinizi dile getirdiniz bunun en başında da Olağanüstü Genel Kurula gitmek vardı, biz de yönetim olarak ilk anda, sadece 200 imza kulübe ulaşmışken Genel Kurulu eylül ayında yapacağımızı ve net tarihini de fikstür çekimi yapıldıktan sonra belirleyeceğimizi söylemiştik. Nitekim daha erken-daha erken diyenlerin de neden bunun eylül ayında yapılabileceğini gerekçeleriyle detaylı bir şekilde izah ettim. Sözümüzü tuttuk, fikstür çekildi 20-21 Eylül’de Mali Genel Kurulumuz ile beraber olağanüstü seçim takvimimizi açıkladık. Tabi bireysel imzalar dışında kulübümüzün imzalarını toplu organize edenler oldu. Bu da bir yöntem olabilir ama bence doğru bir yöntem değil. Çünkü bunları incelemek, detaylı bir şekilde sınıflandırmak, doğruyu-yanlışı, geçerli-geçersizi ayırmak 3-4 hafta sürdü.
Neden bu insanlar bunları beklediler? Mayıs ayının 3. 4. haftasından haziranın başına kadar 8000-9000-10.000 rakamlar söylendi. Getirin dedik bir an evvel çalışmalara başlayalım ama getirmediler. Bence, bizce bu kişilerin asıl amaçlarının Genel Kurul Üyelerinin iradelerine sahip çıkmak değil, kulübümüzü, yönetimimizi zora sokmak olduğunu yaşayarak gördük. Maalesef ve üzülerek şunu da söylemek istiyorum. Toplu getirilen imzaların içinde sahte imzalar, izinsiz kullanılan kimlikler, ülkede olmayıp ülkede gösterilen kişilerin imzaları, yönlendirilmiş manipülasyon ile alınmış beyanların karıştığını hayretler içerisinde tespit ettik. Yüksek Divan Kurulu toplantısında bu konuyu avukatlarımız detaylı olarak anlattı. Sadece şunu söylemek istiyorum. O yaptığımız detaylı çalışmanın inceleme sürecinde bu konuyu ne kadar ciddiye aldığımızı ve ne kadar saygı duyduğumuzu herhalde bir nebze anlamışsınızdır diye düşünüyorum. Ama biliyorsunuz tek tek anlatınca neden bunları anlatıyorsunuz diye çok tepki verdiler. Ben o tepkiyi çok manidar buluyorum. Fenerbahçe’de imzayla bir siyasi mühendislik yapıyorsunuz ve bunların eksik, yanlış ve sahte olduklarını anlatmamız da bizim görevimiz. Anlatmazsak zaten sorumluluğumuzu yerine getirmemiş oluruz. Dolayısıyla orada belli bir kesimin verdiği tepkiyi manidar buluyorum. Üzülerek söylüyorum bu organizasyonu yapanlar Fenerbahçemizin vicdanına, itibarına ve hukukuna açıkça bir saldırı düzenlemişlerdir. İmza sayısını artırmak için biraz önce söylediğim dijital saldırıyı bizzat organize etmişlerdir. Dinamik bir dünyadan yaşıyorsunuz ama bu odanın çoğunluğu an ve an, saat ve saat, günbegün Fenerbahçe’yle ilgili gelişmeleri takip ediyor. Mesela bir rakibimizin medya mensuplarının geleneksel veya dijital medyada kariyer yapabilmeleri için, ekmek parası kazanabilmeleri için ve ayakta durabilmeleri için cansiperane kulüplerini savunmak durumundalar. Olmayanı hemen yolluyorlar. Biz de ise durum tam tersi. Eski futbolcularımıza ve yöneticilerimize bakın... Onların orada olabilmeleri için Fenerbahçe’ye saldırmaları gerekiyor. Fenerbahçe’ye saldırmak demokratik hak ama kulübün yanında olmak paralı köpekler, hainler olarak tarif ediliyor. Bu tehlikenin farkında olmanızı sizden önemle rica ediyorum. Bu sahtecilik organizasyonunu yapanlar tertemiz duygularla imza veren kongre üyelerimize hesap vermek zorundalar. Saf duygularla, kayıtsız şartsız sadece Fenerbahçe’nin iyiliği için imza veren kişiler bunlardan hesaplarını sormak zorundalar diye düşünüyorum. Çünkü Fenerbahçeli olmak bu değildir. Gerçek bir Fenerbahçe taraftarı kulübümüze herhangi bir sahteciliğe ve usulsüzlüğe bulaştırır mı? Bu soruyu sizin vicdanlarınıza bırakıyorum. Bu anlayış bize göre Fenerbahçelilik değildir. Hem de bunları yaparken seçim tarihi de açıklanmıştı.
Bir kez daha söylüyorum. Demokratik hakkını kullanan her bir kongre üyemize saygımız sonsuzdur ancak sizler camiamızın mensupları kongre üyesi olun veya olmayın ama özellikle imza veren kongre üyelerimizin demokratik haklarını kullanırken vicdanlarının nasıl manipüle ve suistimal edildiklerinin farkında olmalarını diliyorum. Sözümüz sahte imzaları tüzük ve kanun esaslarına uymayan usulsüz beyannameleri organize edenleredir. Yapılan bu usulsüz ve sahteciliklerin peşini bırakmayacağız. Çünkü bu usulsüz beyannameleri organize edenler Fenerbahçeli değil kendi şahsi ikballerini amaçlamaktadırlar. Bu alanda da pek çok noter ve noter çalışanlarına dava açılmıştır. Kongre üyelerimizin bazıları bizzat kendileri gidip ifade vererek dava açmışlardır. Gönülden, vicdanen gidip imza verenler dava açanlar arasında vardır. Ama bunu da çeviriyorlar kongre üyelerini mahkemeye verdiler. İmza sürecinde mahkemeye verdiğimiz tek bir tane kongre üyemiz yok.
Burada asıl hedeflenen Fenerbahçe’nin bekası değildir. 2018 senesinin sonuçları halen hazmedilmediği için bir şekilde kim gelirse gelsin ama Sayın Ali Koç, Fenerbahçe’nin başında olmasın çabalarıdır. Hangi vicdan hangi değer sistemi buna sessiz kalabilir sizlere bırakıyorum. Konu artık bir hukuk ve ahlak meselesi olmuştur. Bu sahteciliğe iştirak edenlerin, buna yol verenlerin Fenerbahçe’nin geleceğinde söz sahibi olması düşünülemez ve kabul edilemezdir. Biz de canımızın son damlasına kadar bu mücadeleyi vereceğiz. Bu insanların gözleri o kadar dönmüştür ki bizi ibra etmemekten bahsetmektedirler. Biraz evvel gördünüz kayyum atamaktan bahsediyorlar. Bunların gözleri öyle dönmüş ki çocuklardan başlayarak rakiplerimizin keyifle dinleyeceği iddiaları ortaya atmaktadırlar. Ki çocuklarla olan iddiaları da kesinlikle katılmıyorum.
Sevgili Fenerbahçeliler, Fenerbahçe gücünü sizlerden, birlik ve beraberlikten alır. Siz yoksanız bir eksiğiz, daha az güçlüyüz. Artık geriye değil ileriye bakmanın, bizi meşgul eden gölgelerin ötesine bakma zamanıdır. Bugün birliğin, sağduyunun ve bize yakışır olgunluğunun tam zamanıdır. Yan yana durmanın, omuz omuza vermenin, aynı yürek olmanın, aynı hedeflere odaklanmanın tam zamanıdır. Aynı heyecan, aynı mutlulukta çubuklunun altında buluşmanın tam zamanıdır. Bugün Süper Lig’de ilk maçımıza çıkacağız. Stadyumda olanlar omuz omuza, evlerinde olanlar kalp kalbe takımımızı destekleyelim. Hep birlikte daha güçlü yarınlara ilerleyelim. Güzel çocuklarımızın son tatil günlerinin keyifli geçmesini ve onlara çok güzel bir akademik dönem diliyorum. Yaşa, çok yaşa Fenerbahçe!”
Fenerbahçemize sistemli ve organize bir şekilde yapılan saldırıların anlatıldığı bir videonun da gösterildiği organizasyonda Başkanımız Ali Y. Koç, katılımcıların sorularını yanıtladı. Konuşmaların ardından Başkanımız, Yönetim Kurulu Üyelerimiz ve dernek yetkilileri takımımızı otel girişinde karşıladı.
Basın Fotoğrafları