"Adana’da doğdum, ben de bir Türk oldum"

08 Subat 2012 Çarsamba

Rakip potaların "En sevmediği" isim James Gist Fenerbahçe Gazetesi’nin 98. sayısına verdiği röportajda "Alex’ten sonra kendimi Türk gibi hisseden ikinci Fenerbahçeliyim"dedi. Gazetede yayınlanan röportaj şöyle:
"Aslına bakarsanız onun ünü basketbol oynayışından değil, Türkiye’nin Adana-İncirlik Üssü’nde doğan ilk ABD’li bebek olmasından geliyor... Tabii bu ünü zamanla onun basketboldaki zekasının, salonlardaki performasının arkasında kalmış.. Bu çocuk, şimdilerde 2.06 boyu ve 107 kg ağırlığı ile rakip potalarının "En sevmediği" isim Jamest Gist..
Kolej yıllarında Maryland Terrapins ile başlayan basketbol kariyerini Fenerbahçe Ülker basketbol takımında sürdüren Gist, sırasıyla Pallacanestro Biella, Lokomotiv Kuban, KK Partizan gibi takımların vazgeçilmezi oldu.. Şimdi ise yolu Türkiye’ye düştü.. Yani kendi evine.. Aslında o misafir değil ev sahibi, çünkü Adana-İncirlik doğumlu..
Uzun forvet mevkiinde başarılı bir performans sergileyen ABD’li oyuncu ile yaptığımız röportajımızda söz sırası Gist’e geldiğinde, geleceğe yönelik hedeflerini, Türk insanının samimiyeti ve Türk mutfağı, Euroleague ve Fenerbahçe taraftarı ile ilgili çok çarpıcı açıklamalarda bulundu..
İşte Alex’ten sonra kendini Türk gibi hisseden ikinci Fenerbahçeli’nin gazetemize verdiği röportaj...

-Öncelikle seni tanıyalım, basketbola ne zaman ve nasıl başladın bize anlatır mısın?
"Babam asker olduğu için çok yeri görme fırsatım oldu ve 4 yıl Almanya’da kaldım.  Spor ile yakınlaşmam futbol sayesinde oldu. Ancak basketbol ile yakınlaşmam ise bir gün play-offları izlediğimde gerçekleşti. Michael Jordan’ı görünce babamda çok etkilendi ve "Oynamak ister misin oğlum" dedi.  Bende: "Tamam dedim" ve o şekilde başladım."

-Kolej yıllarında Maryland Terrapins takımında oynadın. Okul ile basketbolu birlikte götürmek seni zorladı mı?
"Benim için çok zor oldu. Çünkü iyi oynayabilmek için sadece okula gitmek yetmiyor. Derslerimi yüksek tutmam gerekliydi. Mesela akşam 9’da başka bir eyalette maçımız oluyordu. Gece 2’de eve dönüp sabah 8’de derse girmek zorunda kalıyorduk. Ama hocalarımız bizlere çok yardımcı oluyorlardı. Ayrı çalışma programları ve özel ders veriyorlardı. Ne kadar zor olsa da işin içinde eğitiminde olması gelecek için iyi bir adımdı."

-İtalya, Rusya gibi ülkelerde basketbol oynadın ve şimdi de Türkiye’desin. Türkiye ile bu ülkeler arasında ne gibi yaşam farklılıkları var?
"İtalya’ya kolej bittikten sonra gittim ve profesyonel anlamda ilk basketbolumu orada  oynadım. A1 Ligi’nde oynadım ve Avrupa’nın en rekabetçi liglerinden biriydi. O ligde çok tecrübe kazandım. İtalya çok güzel bir yer, merkeze yakın bir yerdeydik. Daha sonra Rusya’ya gittim. Rusya aşırı soğuktu ve takımın olduğu yer şehre biraz uzaktı. O yüzden daha sıkıcı ve zor bir yaşam vardı. Ama oranın da basketbol ligi çok çekişmeliydi. Daha sonra bir Sırbistan maceram oldu ve en sonunda buraya geldim. Buraya gelmek apayrı bir durum, çünkü burası benim hem doğduğum yer hem de Avrupa’nın en güçlü liglerinden bir tanesi. Ayrıca bütün ülkeler arasında en rahat ettiğim yer diyebilirim. Her şey elinizin altında.. Bir Amerikalı için özellikle, Starbucks, Burgerking gibi mekanlar ve çeşitli alışveriş merkezleri var. Bir tek sevdiklerimi özlüyorum.. Onun haricinde burada çok rahatım."

-Doğduğun ülkenin takımında oynuyorsun..  Adana İncirlik Üssü’nde doğdun ve İncirlik’te doğan tek ABD çocuğusun. Bu senin için Türkiye’yi önemli kılıyor mu?
"Bu benim için çok özel bir anlam taşıyor.. Avrupa’da bir çok yerde yaşadım ama dediğim gibi doğduğum yere geri gelmek çok değişik bir anlam taşıyor.. Çünkü bebekken gittim ve bir daha da gelme şansım olmadı. Şimdi doğduğum ülkenin kültürü ve insanlarını görme şansım oluyor."

-Euroleague’de karşılıklı oynamayı sabırsızlıkla beklediği herhangi bir oyuncu veya takım var mı?
"Oradaki tecrübelerimden ve geçmişte yaşamışlığımdan dolayı muhtemelen Partizan olabilir. Hem burada hem de orada onlarla oynamak çok eğlenceli olur. Top 16’daki rakiplerimiz çok iyiler.. Panathinaikos, Unics Kazan ve Armani takımlarıyla eşleştik.. Ben Top 16’nın çok zevkli geçeceğine inanıyorum."

-Fenerbahçe Ulular arası Spor Kompleksi Ülker Sports Arena için neler söylemek istersin?
"Orası bizim mabedimiz olacak.. Nasıl ki futbol takımımızın Saraçoğlu cehennemi varsa, bizim de Fenerbahçe Ülker Sports Arenamız olacak.. Dünya standartlarında bir salon.. Orada Türkiye ve Fenerbahçe adına önemli başarılara imza atmak istiyoruz.. Taraftarımızın bizi orada da yalnız bırakmayacağına eminim."


-Fenerbahçe’de rakip analizi nasıl yapılıyor? Rakiplerinizi nasıl tanıyorsunuz? Bu konudan biraz bahseder misiniz?
"Genelde rakibin daha önceki maçlarının videolarını izliyoruz. Onlarla oynadığımız bir önceki maçı da izliyoruz. Nerede hata yaptık, nereleri düzeltmemiz gerekiyor diye çalışıyoruz.. Birkaç anahtar oyuncu varsa özellikle onlara da bakıyoruz. Önemli olan tabii ki bizim ne yapmamız gerektiği..  Ağırlıklı olarak hücum üzerine oyun kuruyoruz ve  savunma zaten bir şekilde kendi yerine oturuyor."

-Türkiye Ligi’nde ilk defa oynuyorsun. Bu ligi ve oyuncuları yeteri kadar tanıdın mı?
"Şuan da öğrenme aşamasındayım. İkinci yarıda daha hakim olurum bu konuya ama oyuncu olarak Avrupa’dan tanıdığım oyuncular var. Türk oyuncuların çoğunu yeni yeni tanımaya başladım.."

-Türk mutfağı hakkında neler söyleyebilirsin? En çok sevdiğin yemek nedir?
"Kebap’ı çok seviyorum..  Özellikle Adana’ya gittiğimizde "Tantuni" yiyorum. Çok güzel bir yemek kültürü var.."

-Takımda en iyi anlaştığın isim kim?
"Genel olarak bir kişi olduğunu söyleyemeyeceğim. Ömer Onan ve Oğuz Savaş yaş olarak biraz daha büyük olduğu için onlar daha çok aileleriyle ilgilendiklerinden dolayı bizlerle pek vakit geçiremiyorlar.. Diğer ekipteki herkesle inanılmaz iletişimimiz var. Çok iyi anlaşıyoruz. Birbirimize hep sahip çıkıyoruz, inanılmaz gülüyoruz. Takımda komedi sanatını iyi bilen isimler de var. Soyunma odasında kahkahalarla zaman geçiriyoruz. Tam bir aile ortamı diyebilirim."

-İnternet ve sosyal medya ile aran nasıl? Sıkı bir takipçi misin?
" İnternette herkes kadar geziniyorum. Twitter ile çok ilgilenmiyorum ama Facebook adresim var.  Ailem ve uzaktaki arkadaşlarım ne durumda olduğumu görmeleri için ilgileniyorum. Ama bilgisayardan çok Playstation oynamayı sevdiğimi söyleyebilirim".

-Daha önce oynadığın takımlarda kalıcı dostluklar kurabildin mi? İletişimini devam ettirdiğin, görüştüğün oyuncu arkadaşların var mı?
"Tabii ki var. Özellikle İtalya’da bir arkadaşım var. İtalya’da uzun süre oynadığım için İtalyanca da öğretti bana. İlk yurtdışı tecrübemdi ve bana çok yardımcı oldu. Oradaki yaşamı, yemekleri, gezmeyi her şeyi bana o öğretti. Onunla hala çok güzel irtibat içerisindeyiz. Rusya’da da bir arkadaşım vardı. Onunla da hala çok iyi bir iletişim içindeyiz. Partizan’da da zaten Cortis vardı. Burada onunla da beraberiz. Partizan’da iletişim halinde olduğum bir arkadaşım daha var. A takım dışında Partizan’da öyle bir durum vardı ki genç takımdakilerle bile muhabbet içerisindeydik. Onlar ile hala muhabbetim var."

-Hangi tür müzikleri dinlersin? Sevdiğin bir tarz var mı? Türkiye’de kulağına hoş gelen müzik var mı? Tarkan veya Hadise gibi sanatçıları dinler misin?
"Bütün müzikleri dinlerim. Rock, pop, rap gibi özel tarz seçimim yoktur. Kulağıma hoş gelen her türlü müziği dinlerim. Sürekli İpod’um yanımdadır zaten. Evde ve maç öncesi her yerde müzik dinlerim. Türk müziklerinden en çok sevdiğim şarkı Ajda Pekkan-Yakar geçerim şarkısıdır".

-Geleceğe yönelik olarak kişisel hedeflerin nelerdir?
"Şu anda bu seviyede basketbol oynadığım için çok şanslıyım. Oynayabildiğim kadarıyla bu şekilde basketbola devam etmek istiyorum."

-Fenerbahçe taraftarına neler söylemek istersin?
"Onları çok seviyorum. Enerjileri çok iyi ve bize çok büyük destek veriyorlar. Özellikle Olimpiyakos maçındaki gibi gelmeye inşallah devam ederler.  Çünkü çok etkilediler bizleri. Sonuçta onlar da biz de kazanmak istiyoruz. Birlik olmamız gerekli. Her koşulda destek olmalarını istiyorum"..

BASIN FOTOĞRAFI


Haber ile ilgili diğer fotoğraflar