Nisan sayısı yine dopdolu

Fenerbahçe Dergisi’nin 134 no’lu Nisan 2014 sayısı; Ankara Fenerbahçeliler Derneği’nin organizasyonuyla yüzbinlerce vatandaşımızın “Adalet” çağrısı için Anıtkabir’de Ata’nın huzuruna çıktığı günkü genel bir görselle, Başkanımız Aziz Yıldırım’ın anı defterine yazdığı yazıdan alıntı olan “RAHAT UYU ATAM! YOLUN YOLUMUZ; ANDIN ANDIMIZ OLACAKTIR!” sloganlı kapağıyla bayilerdeki yerini alıyor.
Derginiz, bu sayısında da sizlere 50 x 70 cm. ebatlarında bir poster hediye ediyor. Bu ayki posteriniz de tabii ki Anıtkabir’e dair... Posterinizi duvarınıza gururla asacaksınız. 
Fenerbahçe Dergisi, yüksek tirajıyla Türkiye’nin en çok satan dergisi olmaya devam ediyor. Sadık birer okuyucumuz olan Büyük Fenerbahçe Taraftarı’na duyarlılıklarından dolayı teşekkür ederiz. 
Fenerbahçe Dergisi’nin taklitlerinden sakının, derginizi ekleriyle birlikte tükenmeden alın.
Fenerbahçe Dergisi’ne abone olup, avantajlardan yararlanabilirsiniz. Abone olmak için FBDERGİ yazıp 3570’e mesaj atmanız yeterli!
Öte yandan; Fenerbahçe E-Dergi App Store ve Google Play’de yurt dışı aboneleri için yayında! Kulübümüzün, 2003 yılından itibaren yayında olan; Fenerbahçe’ye dair içeriksel ve görsel tüm bilgileri, her ay milyonlarca taraftarımıza ulaştıran ve taraftarlarımız ile Kulübümüz arasında sıkı bir bağ oluşturan Fenerbahçe Dergisi’nin E-Dergi uygulaması, yurt dışındaki taraftarlarımızca büyük ilgi gördü. App Store ve Google Play’de taraftarlarımıza sunulan Fenerbahçe E-Dergisi’ni siz de yüklemeyi unutmayın! 
Fenerbahçe Dergisi’nin Nisan sayısından çarpıcı başlıklar:
• Adil yargılanma talebine dijital imzanızla da destek olabilirsiniz
1907 Fenerbahçe Derneği öncülüğünde başlatılan “Adalete Fener Yak” kampanyası; Başkanımız, Kulübümüz ve yöneticilerimizin yargılandığı 3 Temmuz Sözde Şike Davası’nda yapılan haksız, hukuksuz karar ve uygulamalara dair önemli bir adım atıyor. Adalete Fener Yak kampanyası; Kulübümüzün, yeniden, adil yargılanması adına taraftarımızın sesini, muhataplara ve dünya geneline duyurabilmesi için imza platformu change.org’da bir hareket başlattı. www.change.org/AdaleteFenerYak adresinden ilgili yönlendirmeleri takip ederek Başkanımız Aziz Yıldırım ve yöneticilerimizin adilce ve yeniden yargılanması için imza atabilirsiniz. Detaylar derginizde…
• İki Kupa Tek Arma İki Avrupa Şampiyonluğu
Fenerbahçe Bayan ve Fenerbahçe Grundig Erkek Voleybol Takımlarımız, tarihi birer başarıya imza attılar. Bayanlarda CEV Kupası; erkeklerde CEV Challenge Kupası’nda müthiş mücadeleler sergileyen ve finale çıkan sporcularımız, iki saat arayla bu önemli Kupaları Müzemize kazandırdılar. Çok özel fotoğraflar ve maçın öyküleri derginizde…
• RAHAT UYU ATAM! YOLUN YOLUMUZ; ANDIN ANDIMIZ OLACAKTIR!
Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün Ebedi İstirahatgâhı Anıtkabir, 23 Mart 2014 Pazar günü, özel ve tarihi bir gün yaşadı. Ankara Fenerbahçeliler Derneği tarafından “Türkiye İçin Adalet, Fenerbahçe İçin Adalet” sloganıyla düzenlenen organizasyona Başkanımız Aziz Yıldırım ile yöneticilerimiz de katılırken; her yaş ve her kesimden yüzbinlerce insan, adalet için Atamızın huzuruna çıktı. Anıtkabir Yürüyüşü, çok özel fotoğraflarla derginizde!
• Emre Belözoğlu: “Fenerbahçe şampiyon olsun da, varsın Emre’yi eleştirsinler!”
Şampiyonluğa doğru emin adımlarla ilerlediğimiz son haftalardayken, sezonun genel analizini Emre Belözoğlu ile yaptık. Bu sezon sakatlıklardan dolayı pek de istediği performansı yakalayamadığını söyleyen Kaptanımız, futbolun normalleşmesi adına önemli açıklamalar ve özeleştiriler yaptı. Belözoğlu, kariyerinde bundan sonraki hedefinin ise 3 sezon daha oynamak ve futbolu Fenerbahçe’de bırakmak olduğunu dile getirdi. 
Nisan sayısında yer alan röportajın tamamı ise şöyle: 
-Emre, röportaja öncelikle sezonun bitimine haftalar kala, hem takımın hem de senin kişisel performans değerlendirmeni alarak başlamak isteriz.
Sezon başı itibari ile baktığımızda; sakatlıklardan dolayı istediğim ritmi ve performansı yakalayamadığımı kabul ediyorum. Sezona çok istekli girmiştim ama adale sakatlıklarımın olması beni biraz takımdan ayrı tuttu. İlk yarının sonu ve ikinci yarının başlaması ile beraber hemen hemen her maçta oynadım. Fiziksel ve mental performans olarak; hazır olduğumu hissettim ve Hocamız da beni maçlara dahil etti. Antep maçındaki sakatlığımın da tedavisi kısa sürede gerçekleşecektir. Takımımızın şampiyonluk yolundaki mücadelesine kalan tüm maçlarda destek vermeyi istiyorum. 
-Ersun Hoca yeni bir sistemle sezona Fenerbahçe için şampiyonluk parolasıyla başladı. Hocanın ve takımın karşılıklı uyumundan bahseder misin?
Ersun Hocamız, kafasında kurduğu sistemi takıma oturtmaya çalıştı, takım da sisteme çok çabuk adapte oldu. Hocamız, takımından istediği verimi alabiliyor; önemli olan bu. Sezon başı itibariyle istatistiklere de baktığınızda; şu an ligin en iyi takımıyız. Sezon sonuna kadar bu devam ederse, zaten sezon sonunda şampiyonluk da gelecektir. Bütün takım arkadaşlarım, süre aldıkları süreçte en iyisini ortaya koymaya çalıştılar. Her şeyden önce; takımımız diğer takımlara göre çok daha fazla isteyen bir takım oldu. Bunu hemen hemen taraflı tarafsız herkes kabul ediyordur.  
-Sezon başında Fenerbahçe’nin Avrupa arenasından çekilmek durumunda bırakılmasıyla da, Süper Lig’de bu sezon sonu alınacak şampiyonluk ayrı da bir önem taşıyor. Takımımız da lider konumunu korumak adına hiçbir puan kaybına izin vermeksizin sahadaki mücadelesini sürdürüyor. Önümüzde 2’si deplasmanlı derbi olmak üzere çok önemli maçlar var. Takımın bu anlamda motivasyonunu ve hırsını aktarıp sezon sonuna ilişkin taraftarlarımıza neler söylemek istersin?
Her şeyden önce, takımımız bu büyük formayı, bu büyük armayı taşıdığının bilincinde ve camiamız da bize bu durumdan dolayı saygı ve sevgi gösteriyor. Önümüzdeki tüm maçlar önemli. Adım adım şampiyonluğa gidiyoruz. 6 senedir Fenerbahçe’deyim ve inanın bu seneki istek ve motivasyon üst düzeyde. Camiamız da her zamanki gibi kenetlenmiş durumda. Taraftarlarımızı her zaman destek olmaya çağırıyorum. Gerisi zaten gelecektir. 
-Şampiyonluk yarışı tüm heyecanıyla sürerken bir yandan da maalesef futbolun oynanması ve seyir zevki yüksek bir spor dalı olmaktan gün geçtikçe uzaklaştığına şahit oluyoruz. Rakip oyuncuların sert müdahaleleri sonucunda yaşanan yaralanmalar hatta sakatlanmalar, hakemlerin kuralları göz ardı ederek maçları manipüle etmeleri, taraftar taşkınlıkları vb durumlarla Kulüpler de sürekli ceza alıyorlar. Trabzon deplasmanındaki ağır tribün tahriği ve maçın tatil edilmesi ise artık uç nokta. Uluslararası tecrübeleri olan bir futbolcu olarak; Türkiye’de futbolun normalleşmesi adına neler yapılması gerekiyor sence?
Bu, çok derin bir problem. Bu problemin teşhisini koymak ve Türkiye’deki sistemin değişmesi adına herkesin elini vicdanına koyması ve silkelenmesi lazım. Sadece bir grubu yani futbolcuları, teknik direktörleri, yöneticileri, medyayı, taraftarları veya hakemleri hedef göstermekle bu problem çözülemez. Bu, bizim ülkemizin genel bir problemi ve eğitimle alakalı. Hepimizin kendi adımıza öz eleştiri yapması gerekiyor. Ben özellikle bu problemin aşılması adına herkesin şapkasını çıkarıp önüne koyup, belirli kararların alınması ve bu kararların neticesi ne olursa olsun hepimizin katlanması gereken bir tablo ortaya çıkması gerektiğini düşünüyorum. 
Son Trabzonspor maçı, dediğiniz gibi gerçekten bu işin en zirve yaptığı anlardan bir tanesiydi. Trabzonspor-Fenerbahçe tarihine baktığınız zaman; iki tane büyük takım. Bayram havasında oynanması gereken maçları bu hale ne yazık ki, bu süreci suistimal etmek isteyen, bundan nemalanmak isteyen kişilerin ortaya attığını düşünüyorum. Trabzonspor’un bu anlamda kendi özeleştirisini yapması gerektiğini düşünüyorum. Biz yapıyoruz. Her iki camianın maçlardan önce yaptığı açıklamalar bir bakın. Biz futbolun güzelliklerini ön plana çıkartmaya çalışırken; o kulübün eski başkanı çıkıp, “İlelebet bu düşmanlık devam edecek” diyorsa, bunu da taraftarın bir düşmanlık olarak algılamaması herhalde çok iyimserlik olur. Onlar da böyle algılıyorlar. O yüzden bunun önüne geçmesi gereken adımlar atması gereken önce bizleri yöneten insanlar diye düşünüyorum.  
- Yapısal olarak saha içinde seni, haksızlığa toleransı olmayan bir futbolcu olarak yorumlayabiliriz. Son olarak Erciyes maçında aldığın darbenin bacağında oluşturduğu yara şu an gözümüzün önünde duruyor. Zira bir diğer örnek; Kuyt’ın da Gençlerbirliği maçında aldığı darbe de oldukça sinirleri zıplatıcı bir yapıdaydı. Tüm bunlar karşısında sahada sükuneti korumak elbette çok zor. Bu husustaki eleştirilerin nelerdir? Bu durum bazen seni istemediğin pozisyonların veya olayların içine de sürükleyebiliyor. Kendine dair özeleştirilerin de var mı, nelerdir?
Türkiye’nin büyük takımlarında oynamak, kolay sorumluluklar değil. Saha dışında çok mülayim yapılı bir insan olsanız bile, saha içindeki sorumluluklarınızın bilincinde bir futbolcu olarak, maç içindeki ortaya çıkarılan haksızlıklara karşı ister istemez egosantrik bir reaksiyon verme ihtiyacı duyuyorsunuz. Ben özellikle altını çizerek söylüyorum: “Meşru yollarla” takımımın kazanması için elimden gelen her şeyi yapıyorum.
Özeleştiriye gelince; yıllardır milli takım dahil formasını giydiğim tüm takımlarda bana karşı ağır eleştiriler yapıldı. İçlerinden haklı olanları da vardı. Bu konudaki iç hesaplaşmalarım çok gerilerde kaldı. Saha içindeki profilimin eleştiriye çok müsait olduğunu biliyorum. Tüm agresif olaylar ve sataşmalar, benimle birlikte futbol literatürüne girmedi, bunu da biliyorum. Ben kendimi özellikle yaş, konum ve tecrübelerim itibari ile, daha fazla kontrol etmem gerektiğini kabul ediyorum. Benim öz eleştirim bu. Beni yerli yersiz eleştirenlere de artık kulağım kapalı. Bu saatten sonra benim için ailemin sağlığı ve takımım başarısı önemli olan. Ben artık yıpranmıyorum. Fenerbahçe şampiyon olsun da, varsın Emre’yi eleştirsinler! 
-Kasımpaşa maçına da bir açıklık getirelim… Sana söz hakkı düşen bir olay. Bir dava gerçekleşti. Yaşanan olayla ilgili nasıl bir savunman oldu? Bu konuda kamuoyuna ilk ağızdan bilgi verebilir misin?
Tabii ki…O maçın bir geçmişi de var. Onlarla ilgili ilerleyen dönemlerde genel bir değerlendirme de yapacağım. Şimdi şampiyonluğa gittiğimizden dolayı “Susalım” diyoruz. İnşallah şampiyon olalım, onla alakalı da bir açıklama yapacağım. Belki tekrar dava açılmasına kadar yolu olacak. Davayla alakalı şimdi temyiz hakkımızı kullanacağız. O dava da sonuçlandıktan sonra, net bir şekilde aleyhimize dönerse o zaman biz de bununla alakalı açıklamalar yapacağız. 
-Öte yandan, Kasımpaşa maçının olduğu gün yani 16 Şubat 2014 günü, aslında çok özel de bir gündü. 450 bini kişiyi aşan bir insan seli, Bağdat Caddesi’nde Adalet Yürüyüşü gerçekleştirdi. Fenerbahçe’nin adalet arayışı çeşitli platformlarda devam ediyor. Change.org’da sürdürülen “Adalete Fener Yak”, Anıtkabir Yürüyüşü, yurt içi ve yurtdışı derneklerimizin çeşitli faaliyetleriyle adalet çığlığımız her geçen daha çok yankı buluyor. 3 Temmuz süreciyle ilgili olarak yeniden ve adil bir yargılanma isteniyor. Fenerbahçe’nin kaptanı olarak; “Türkiye’deki adaletsizlik” genel başlığı altında değerlendirilecek 3 Temmuz yargılanmasıyla ilgili görüşlerini eminiz ki herkes can kulağıyla dinleyecektir.
Ben o dönemde sahanın içinde yer almış ve sahanın içinde gerçekten bu mücadeleyi iliklerine kadar hissetmiş bir futbolcu olarak; saha içinin tertemiz olduğunu biliyorum. Bu anlamda bizler o dönem itibari ile yaptığımız açıklamalarda; yönetici büyüklerimize de, Sayın Başkanımıza da çok güvendiğimizi söylemiştik. Bunun ne kadar doğru olduğunu zaman bize yavaş yavaş göstermeye başladı. Yöneticilerimizi ve Başkanımızı aklayacak süreçler bizi bekliyordur diye ümit ediyorum. Çünkü ben ülkemizde hatta dünyada adaletin tam anlamıyla olmadığına inanıyorum. Olabildiğince adalet var her yerde. Dolayısıyla Türkiye’de de bu şekilde… Spor hukukçularının ve spor mahkemelerinin dahi görmediği bir davanın karara bağlanmasının doğru olmadığını o günden beri dile getirmiştim, bir kez daha dile getiriyorum. Sporu yöneten, sporun içinde olmuş hukukçuların bu davanın seyrini çok vicdanlı bir şekilde yönetebileceğine inanıyorum. İnşallah önümüzde bizi böyle bir süreç bekliyordur.
Elimizden geldiğince, saha dışındaki sosyal organizasyonlara da destek vermeye çalışıyoruz. Fenerbahçe endeksli bu gündemden etkilenmiyoruz diyemeyiz. Gündemi çok yakından takip ediyoruz. Takım olarak bize düşen; en iyi cevabı sahada vermektir. Buna konsantreyiz.
-Gelelim biricik oğluna…  Ömer, 3 yaşını geride bıraktı. Bu 3 yılı nasıl tarif edebilirsin? Çok sıcakkanlı bir çocuk olduğunu görüyoruz. Arada Samandıra’ya da geliyor. Futbolla arası nasıl, seni izliyor mu? 
Babasına benzememiş (Gülüyor)… Şaka bir yana; şimdiden futbola önemli bir yeteneği olduğunu düşünüyorum. Evet, çok sıcakkanlı ve sevecen bir çocuk. Allah’a hep dua ettim, önce sağlığı için sonra güler yüzlü olması için... Çok şükür dualarım kabul oldu. Allah bütün insanların evladını güzel eylesin, evladı ile sınamasın. Çünkü hayat onlarla güzel, onların mutluluğuyla güzel. Ne olursa olsun ben oğluma elimden geldiğince ülkemin değerlerini, hepimizin sahip olması gereken ahlaki değerleri öğretip büyütmek istiyorum. Büyük bir Fenerbahçeli olması için de elimden geleni yapacağımı bir kez daha söyleyeyim. Hiç maça çıkmadık. Bu önümüzdeki maçlardan bir tanesinde onunla beraber sahaya da çıkmak istiyorum. Çünkü yavaş yavaş futbola ilgisi olmaya da başladı. Annesi televizyonu çok izlettirmiyor. Benim maçlarımı izlerken “Baba gol yaptı.”, “Baba gole gitti” diyormuş... Şimdi yavaş yavaş o da futbola konsantre olmaya çalışıyor. Birkaç kere tesislere getirdik. Dediğim gibi çocuklar dünyanın en büyük nimetleri insanlar için. Ben de bu nimeti farkında olarak yaşamaya çalışıyorum. Ona güzel bir gelecek sağlamak adına elimden gelen her şeyi yapıyorum, bütün babalar gibi. Söylediğim gibi bizim için önemli olan çocuklarımızın bu vatana millete hayırlı evlatlar olması. Sonra da ilerleyen dönemlerde inşallah tribünde Fenerbahçe’yi destekleyecek iyi bir Fenerbahçeli olarak yetiştirmek istiyorum. 
-Senin son olarak söylemek istediğin bir şey var mı?
Fenerbahçe çok büyük bir camia. Bizler de bu camianın büyüklüğü karşısında elimizden geldiğince doğrular yapmaya çalışıyoruz. Fenerbahçe kaptanı olarak; bu mevkiiye layık görülen bir insan olarak elimden geldiğince bu görevi layıkıyla temsil etmeye çalışıyorum. Hatalarım da vardır, kusurlarım da vardır. Hiçbir futbolcu, hiçbir birey bu camiadan bu kulüpten büyük değildir. Ben de bunun bilincinde elimden geldiğince bana verilen süre ne ise gerek yönetim gerek hoca kısmından en iyisini saha içinde yapmaya çalışacağım. Çocukluktan beri hayalim olan bu formayı terimin son damlasına kadar terletmek istiyorum. Futbolu Fenerbahçe’de bırakmak istiyorum. İlk imza attığımda da bunu söylemiştim. Arada kısa süreli bir ayrılık oldu. Atletico Madrid çok büyük takımdı. Beni istemişlerdi, ben de kabul etmiştim. Çok güzel günlerim oldu. Ayrılırken onlar da üzüldüler. Ben ise, hem üzüntülüydüm hem sevinçliydim. Benim duygularım biraz daha karışıktı. Ben futbolu Fenerbahçe’de bırakmak istiyorum. Ve daha en az 3 sene daha rahat futbol oynayabileceğime inanıyorum. İnşallah bu takımın kaptanı ve ağabeyi olarak futbolu bırakma şerefine nail olursam benden mutlusu olmaz…
• Hababam Fenerbahçesiyle buluştu…
Kuruluşundan bugüne, her zaman “Halkın Kulübü” olmayı ilke edinmiş Fenerbahçemiz, bu nedenledir ki Yeşilçam’ın da vazgeçilmez unsurlarından biri olmuştur. Rıfat Ilgaz’ın romanından sinemaya Ertem Eğilmez tarafından uyarlanan ve Türk sinema tarihinin tartışmasız en iyi eserlerinden biri olan Hababam Sınıfı ise; bahsi geçen bu olgudaki başlıca yapıttır. Hababam denince akla ilk gelen sahnelerden biridir; sınıfın Fenerbahçe maçına kaçmak için kılı kırk yardığı sahneler… Aradan 40 yıl geçse de film, toplumsal mesajları ve esprileriyle hala yeni nesilleri yakalamakta ve hiçbir zaman güncelliğini yitirmemeyi başarmaktadır. Tabii ki Fenerbahçe maçlarına gitme hasreti de aynı şekilde… Bu kez haliyle okul asma muhabbetine gerek kalmaksızın Kulübümüz bu efsane başyapıtın aktörlerini ağırladı mabedde. Nostaljinin her türlüsü yaşandı. Onbinler “Hababam güm güm güm” diye haykırırken, bir yanıyla ağlatan bir yanıyla güldüren o efsane film müziği Kadıköy’den göğe yükselirken, karton şapkalarıyla oyuncular tribünleri selamlarken Fenerbahçe yine halkın bağrından geldiğini ispatladı. Çok özel fotoğraflarla derginizde!
• Kulüpten Haberlerin yanı sıra Atletizm, Masa Tenisi, Yüzme, Yelken, Yüzme, Boks, Voleybol, Futbol ve Basketbol Şubelerimizden daha birçok haber, “Haber Turu” sayfalarımızda… Fenerbahçe gündeminden kopamayacaksınız. 
• Angel Mccoughtry: “Bu sene 2 kupayı da kazanacağımıza inanıyorum”
3,5 yıldır Fenerbahçe Bayan Basketbol Takımımızın formasını giyen ve elde edilen başarılarda önemli paya sahip bir isim Angel McCoughtry… Hırsı, mücadeleci yapısı, kazanma isteği ve olağanüstü yetenekleriyle basketbol severleri kendisine hayran bırakan 27 yaşındaki yıldız, dünyanın en iyi kadın basketbolcuları arasında gösteriliyor. 8 yaşında başladığı basketbol hayatında önemli başarılara imza atan Angel McCoughtry, bu sezonki hedefinin ise Fenerbahçe forması ile Avrupa ve Lig kupasını kazanmak olduğunu söyledi.  Basketbolcu kimliğinin yanı sıra şarkı da söyleyen Amerikalı yıldızın, sözleri kendisine ait bir de single albümü bulunuyor. Türkçe bir single albümü de çıkarmak istediğini ifade eden Angel ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.  
Röportajdan derlediğimiz spotlar şöyle: 
01: İlk zamanlar Türkiye’de zorluk yaşasam da buraya adapte olunca, başarı kendiliğinden geldi. Avrupa’nın en iyi ligi kesinlikle Türkiye Kadınlar Basketbol Ligi. Burada 3.5 yılı geride bıraktım ve artık kendimi Türk gibi hissediyorum. Ve bu yıl Türkiye’de düzenlenecek 2014 Dünya Kadınlar Şampiyonası’nda kendimi evimde gibi hissedeceğim.
02: Geçen yıl Avrupa’da final oynama başarısı gösterdik. Bu yıl takıma çok güveniyorum. Takımımla gurur duyuyorum. Bu sene lig ve Avrupa Kupası’nı kazanacağımıza inanıyorum.
03: 3.5 sene önce Türkiye’ye geldiğimde beni kimse tanımıyordu ve gün geçtikçe taraftarlar beni tanıyıp, bana güvenmeye başladılar. Desteklerini gösterdiler. Aramızda çok iyi bir bağ var. Bir aile gibiyiz.
04: Çocukluktan itibaren müziğe ilgim vardı. Profesyonel olarak basketbol oynağınca da doğal olarak müziğe zaman ayıramadım. Ama geçtiğimiz yıllarda sözleri de bana ait ''Baby Im A Star'' isimli single albümünü çıkarma fırsatını buldum. İlerisi için de geleneksel Türk müziği motiflerinin yer aldığı ve sözleri Türkçe olan şarkı söylemeyi planlıyorum.
• Linas Kleiza: “Takımımın başarılı olması için sahadayım”
Denver Nuggets, Olympiacos Piraeus, Toronto Raptors gibi takımlar, dünya basketbol literatüründe isimleri; kupalarla, şampiyonluklarla ve en iyilerle lanse edilen kulüplerden sadece birkaçı… Malum! En iyisi olmak için, en iyilerin arasında yer almak gerekir. Tıpkı Fenerbahçe Ülker Basketbol Takımımızın başarılı oyuncusu Linas Kleiza gibi. Aslında O’nun hakkında söylenecek pek fazla söz olmasa da; kalitesi ve basketbol zekası sahadaki hırsıyla birleşince rakip potalar ondan çok çekiyor! NBA ve Avrupa basketbolu için önemli bir isim olan Linas Kleiza ile Fenerbahçe Uluslararası Spor Kompleksi Ülker Sports Arena’da bir araya geldik. NBA’de ve Avrupa’da geçirdiği yılları, en iyilerle bir arada olmanın kendisi adına yaptığı katkıyı, Başantrenörümüz Zejko Obradovic’i ve özel hayatına ilişkin birçok konuyu konuştuk.
Röportajdan derlediğimiz spotlar şöyle: 
01: En iyi oyuncular, en iyi antrenörler, en iyi koşullar… Yani en iyilerin olduğu bir ortam. O yüzden her basketbolcu için küçük yaşlarda bile hayal edilen bir noktadır ya da bir seviyedir NBA.
02: Zeljko Obradovic, çok önemli hedefleri olan bir antrenör. Her zaman kazanmak isteyen, kazanmak için gece gündüz çalışan ve başarı için her anının kıymetini bilen bir isim. Her anlamda her oyuncuya ciddi sorumluluk yüklüyor. Obradovic’in olduğu yerde verilen görevden asla kaçılmaz.
03: Basketbol benim tercih ettiğim ve halen de sürdürmekte olduğum bir spor. Benim işim basketbol oynamak, oynadığım basketbolla da takımıma katkı sağlamak. Bu noktada basketbolun benim için bir meslek ama sevdiğim bir meslek olduğunu söyleyebilirim.
• Erdem Can: “Obradovic ile çalışmak ayrı bir boyut!”
Özellikle oyun ve oyuncu okumadaki başarısıyla Zeljko Obradovic’in her alanda sağ kolu olan yardımcı antrenörümüz Erdem Can ile görevinin gereklilikleri, kariyeri, bugüne kadar çalıştığı başantrönerlerden sağladığı kazanımları ve Fenerbahçe Ülker’in genel durumuyla ilgili olarak detaylı bir söyleşi yapma imkanı bulduk. 
Röportajdan derlediğimiz spotlar şöyle: 
01: Paylaşmayı çok seven, yardımcı antrenörün bir şeyler sunabilmesine izin veren, buna açık olan antrenörler bambaşka bir atmosfer sağlıyor. Aynı Tab Baldwin ve Zeljko Obradovic gibi…
02: Fenerbahçe Ülker’in de çok potansiyelli genç oyuncuları var ve bizim için onların şimdi aldığı süreleri nasıl işledikleri büyük önem taşıyor. Zeljko Obradovic bu sezon lig genelinde yerlilere en çok süre veren başantrenörlerden bir tanesi. Melih’in Kiev maçını hatırlayabiliriz, veya Metecan’ın CSKA maçını. Bu noktada TÜBAD başkanı Mehmet Baturalp’ın Türk oyuncuları daha fazla oynatan kulüplerin teşvik edilmesiyle ilgili yapmış olduğu açıklama da dikkate alınmalı diye düşünüyorum.
03: Şahsi fikrim yabancı sınırının serbest bırakılmasından Türk basketbolunun fayda göreceği yönünde. Sahada oynayan yabancı sayısını serbest bırakırsanız yerli oyuncularınız daha çok rekabete girmek zorunluluğunda olacaklar. Yunan oyuncularıyla Türk oyuncuları karşılaştırdığım zaman teknik veya atletik açıdan Yunan oyuncuların bizimkilerden daha üstün olduğuna kesinlikle inanmıyorum, ancak onlar rekabete girmeyi biliyorlar, ısırmasını daha çok beceriyorlar.
04: Benim gelecek planlarımda da head-coach olarak çalışmak var. İdealleri, hayalleri olan her yardımcı antrenörde olması gerektiği gibi. Öte yandan, kendi açımdan güncel şartları yorumlayacak olursam, kariyerimin sonuna kadar Zeljko Obradovic’in yardımcılığını yapmak da isterim. 
•  Merve Türkmen: “Dualarımda bile Fenerbahçe vardı…”
Aslında uzun boyu ve fiziği ile basketbol onun için tabir yerindeyse -biçilmiş kaftanken-, o hayallerinin peşinde koşarak Boks’a sığınmış… Kum torbasına her vuruşunda zihninden bir şeyleri daha temizlemeyi öğrenmiş. Ancak kendisi bile hayal etmekle yetinirken, kim bilebilirdi ki, O’nun yumruklarını artık Fenerbahçemiz için sallayacağını! Dergimizin bu ayki konuğu aslında pek de tanıdık bir sima olmayan, boksa ve Fenerbahçe’ye kendini adamış 16 yaşında gencecik bir kız: Merve Türkmen… Merve, daha 16’sında ama şimdiden adını Türkiye Şampiyonalarında lanse ettirmeye başladı. Bununla da yetinmeyip, “Fenerbahçe, benim için zirvedir, hep hayal ettiğim yerdir ve buradayım” deyip, gösterdiği başarılı performans ve istikrar ile Ailemizin bir parçası olmayı başardı. “Emanet eşofmanla” çıktığı ringlerde artık, rakiplerinin üzerine sarı lacivertli renklerin verdiği güçle yürüyecek olması O’nun için ayrı bir gurur… 
Röportajdan derlediğimiz spotlar şöyle: 
01: Aslında boyumun uzun olmasından dolayı herkesin bana söylediği şey; “Neden basketbol oynamıyorsun?” oldu ancak benim için adeta bir tutku haline gelen bokstan vazgeçmeyi hiç düşünmedim. Boksun beni ruhen rahatlattığına inanıyorum. Eğer ki, o gün beni üzen bir şey varsa, eldivenleri giyip, dört bir tarafı iplerle çevrili o piste çıktığımda rahatladığımı söyleyebilirim.
02: Hayal ettiğim, hayalini kurduğum kulüpteyim. Ben iyi de bir Fenerbahçe taraftarıyım aslında. Fenerbahçeli boksörlerin maçlarını televizyonlardan izlerken, hep bu kulübün bir parçası olmak için dua ettim diyebilirim. Böylesine başarılı, böylesine sporcusuna sahip çıkan, böylesine özel bir yerde olmak benim için büyük bir gururdur
03:Maddi imkânsızlıklardan dolayı Türkiye Şampiyonası için eşofman alacak paramız kalmamıştı. O noktada Karaçulha Futbol Kulübü, bize kendileri için yaptırdıkları eşofmanları verdiler. Ancak şampiyonanın ardından kendilerine geri getirmemizi söylediler. Böylece emanet eşofman haberi çıktı.
• Dr. Sedat Hayran ile Akademik Vizyon’da konuk: Fazıl Say
“Olağanüstü bir durum olmazsa Fenerbahçe 2013-2014 sezonunun şampiyonudur”
Röportajdan derlediğimiz spotlar şöyle: 
01: Ben, kendimi bildim bileli; Fenerbahçeliyim. Ailemde de Fenerbahçelilik var. Ben de fanatik bir Fenerbahçeliyimdir. Bundan daha güzel bir duygu ne olabilir ki?
02: Bu röportaj tarihini baz alırsak; 9 hafta kaldı ve 8 puan öndeyiz. Muhtemelen şampiyonluk geldi gibi bir şey diyebilirim. Büyük bir sürpriz, olağanüstü bir durum olmazsa Fenerbahçe 2013-2014 sezonunun şampiyonudur.   
03: Bizler Fenerbahçe taraftarı olarak, Fenerbahçe’ye yapılan haksızlıkların sonlanmasını ve bitmesini istiyoruz. Her şekilde adalet istiyoruz. Fenerbahçe’mizin Avrupa arenasında mücadele ederek, Şampiyonlar Ligi Şampiyonu olmasını diliyorum. Sporun en iyi şekilde temsil edilmesi gerektiğini istiyoruz. Büyük camiamızı, değerli başkanımız Sayın Aziz Yıldırım beyefendi ve yönetim kurulumuzu, teknik heyet ve sporcularımızı, büyük sivil toplum örgütü ve müthiş stratejik güç olan harika taraftarlarımızı selamlıyorum.  
04: Türkiye, Mustafa Kemal Atatürk gibi önemli bir kimliği, şahsiyeti görmüş bir ülke olduğu için farklıdır. Atatürk’ün ilkelerinden biridir; “Türkiye’nin her alanda dünya yarışında olması”. Bu nedenle Türkiye, müzik olgusunda diğer Orta Doğu ülkelerine oranla çok daha ileri seviyelere yön kırıyor.
 Yazarımız Ersin Demirel, bu ay “Hayatın İçinden Fenerbahçe”de Asena’yı ağırladı.
“Fenerbahçe demek, nefes almak demek”
Profesyonel dansçı, profesyonel sporcu, eğitim ve yeteneğin tek vücut olduğu kalbi sarı – lacivert çarpan sevgili Asena ile birlikteyiz bu ay “Hayatın İçinden Fenerbahçe”de. Kariyerini, Fenerbahçe’deki boks günlerini ve tabii ki sarı – lacivert sevdasını konuştuk.
Röportajdan derlediğimiz spotlar şöyle: 
01: Şu sıralar yoğun biçimde Fenerbahçe Spor Kulübü Boks Şubesi’nde harıl harıl çalışıyorum. Profesyonel anlamda hem benim hem de antrenörüm Turgay Hocam ile hedeflerimiz var 2015 yılına dair. Fenerbahçe adının büyüklüğüne yakışır sonuçlar almak için gece gündüz çalışıyoruz desek yeri var.
02: Camiama, en büyük saygım ve gururum; Fenerbahçe’nin futbol endeksli bir camia olmamasıdır. Mümkün olduğunca basketbolu da voleybolu da takip ediyorum ve başarılarıyla gurur duyuyorum. İşte bu başarıları meydana getiren adam Aziz Yıldırım’dır. Kendisine çok saygı duyuyorum. Türkiye’nin Aziz Yıldırım gibi adamlara ihtiyacı var. Onun sayesinde olimpiyatlar öncesinde yürüyüş yapılırken yüzlerce sporcunun yarısından fazla Fenerbahçeli… Bundan daha büyük gurur olabilir mi?
• Sibel Kurt ile “Sibel’in Sahası”nda konuk; Orhan Bahtiyar
Orhan Bahtiyar: “Vecihi Hürkuş Kulübümüzden önceki ev sahibimizdir”
Orhan Bahtiyar, özellikle çocuklar için yazdığı “Hürkuş Göklerde” ve yetişkinler için hazırladığı, “Gece, tayyarede, açıkta” kitaplarıyla gündemimize girdi. O bize tarihimizin önemli simalarından Vecihi Hürkuş’u tanıtarak, İstiklal Savaşı’nı gökyüzünden canlandırabilmemizi vaat ederken; bir yandan Fenerbahçe Spor Kulübü’nün tesislerinin bulunduğu Dereağzı bölgesinin eski haline doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Çok zevk alarak okuyacağımız ve çocuklarımıza okutturacağımız bu önemli kitapların bir Fenerbahçeli yazar tarafından yazılmasından da son derece gururlandık. Yeni kitabını hazırlarken bize vakit ayırmasından dolayı Fenerbahçe Dergisi olarak kendisine teşekkürlerimizi sunarız.
Röportajdan derlediğimiz spotlar şöyle: 
01: Şu an Fenerbahçe’deki Lefter Küçükandonyadis Tesisleri ve hemen yanındaki Kalamış Parkı eskiden Vecihi Hürkuş’un hem uçuş pisti hem de hangarlarının bulunduğu yerdi. Bu sebeple onun yaptığı uçaklara “Kadıköy işi” denirdi.
02: Fenerbahçe’nin her maçı panayır havasında olmalı, sahada oynananın bir oyun olduğu hatırlatılmalı seyredenlere, izleyenlere ve tüm Türkiye’ye.
03: Kadıköy’de Vecihi Bey’in de bir müzesi olmalı. Buradan Fenerbahçe Kulübü’ne de seslenmek istiyorum. Vecihi Bey, kulübümüzden önceki ev sahibimiz. Milli hafızayı sildirmeme adına onun bir heykeli ya da büstü de Lefter Küçükandonyadis Tesisleri’ne konmalıdır. Bu, Fenerbahçe gibi yüzü aydınlığa dönük, cumhuriyet değerlerine sahip çıkmayı misyon edinmiş bir kulübün boynunun borcudur.
04: Vecihi Bey çocukları da çok severdi. Dereağzı’ndaki hangarlarının tam ortasında uçaklarını koyduğu yerin hemen yanına çocuklar gelsin oynasın ve uçakları yakından görsünler, havacılığa ilgi duysunlar diye bir tahterevalli koydurmuştu. İşte bu sebeple çocuklara onu anlatmak için “Hürkuş ile Göklerde” kitabını yazdım. Çok da ilgi gördü. 
• Yazarımız Alp Bacıoğlu, bu ayki “Zaman Tüneli” adlı köşesinde; “BİR KİTAP BİR ANI. 4-3 KAZANILAN İKİ KARŞILAŞMA VE “EVLADIMA MİRAS BU SEVDA” konusunu işledi. 
• Eski Başkanlarımızdan ve dergimizin saygı değer köşe yazarı Faruk Ilgaz, yazılarıyla sizleri geçmiş zamana taşıyor, genç nesli Fenerbahçe efsaneleriyle tanıştırıyor. Faruk Ilgaz yazıyor: “Galatasaray kalesi ağlarını yırtan bir Fenerbahçeli: Halit Deringör”; “Türk futbol tarihinde eşi olmayan bir beraberlik: Müjdat Yetkiner’ler” ve “Manchester fatihi” lakaplı kalecimiz: Yavuz Şimşek” 
• Köşe yazarlarımız Gürdoğan Yurtsever, Oktay Unsal, Paşalı Birol, Ayşesu Zorlutuna, Ege Özışık, Jak Benzonana ve konuk yazarımız Okan Kulakçı gözden kaçmaması gereken konuları, yazılarına taşıyarak gündemi oluşturmaya devam ediyorlar. 
•  Profesyonel futbol takımımızın geçtiğimiz ay içinde yaptığı tüm resmi karşılaşmaların maç özetleri ve çok özel istatistiki bilgiler Onur Tuncer’in kaleminden derginizde… A2 Ligi maç özetleri ve değerlendirmeler derginizde!
• Futbol Altyapı ile basketbol, voleybol, yüzme, boks, masa tenisi, atletizm, kürek ve yelken şubelerimizden çok özel haberler, fikstürler, transferler, müsabaka ve şampiyona sonuçları Fenerbahçe Dergisi’nde.
•Facebook, Google+, Instagram, Twitter, Foursquare ve son olarak youtube/fenerbahce!
Kulübümüzü taraftarlarımıza bir adım daha yaklaştırmak, taraftarlarımız ile aramızdaki #BizBirAileyiz ve #BirlikteDahaGüçlüyüz gerçeğinden yola çıkarak attığımız adımları daha da geliştirmek adına hız verdiğimiz dijital dünya ve sosyal medya çalışmaları kapsamında geçen ay içinde neler oldu? Dergimizin sosyal medya sayfasından takip edebilirsiniz.
• Mimar Sinan Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sahne Dekor ve Kostüm Bölümü’nden 2000 yılında mezun olan, halen Erenköy’deki ofisinde “Hür Tasarım” adı altında profesyonel olarak sahne, grafik, vitrin, fuar standı tasarımları, illüstrasyon, resim, maket ve karikatür çalışmaları yapan Abdullah M. Sevgili, dergimizin bu sayısından itibaren bizim de çalışma arkadaşımız olmayı tercih ederek çizgisini sayfalarımızla buluşturdu. Abdullah M. Sevgili, “Mazinde bir tarih yatar” isimli köşesiyle; Kulübümüzün kuruluşundan başlayan resimli roman serisini sizlerle buluşturacak. Abdullah M. Sevgili, ayrıca dergimize illüstrasyonlarıyla da renk katacak. 
• Yurt içi ve yurt dışındaki tüm derneklerimizden son haberler sayfalarımızdan sizlere taşınıyor.
• Fenerbahçe Spor Kulübü Spor Okulları, Fenerbahçe Turizm & Catering, Fenerium, Fenercell, FenerNET, Premium Kart, Fenerbahçe Kart, Fantorya Kart ve Fenerbahçe Dergisi Abonelik etkinlikleri derginizde.
• Fenerbahçe Koleji’ne dair tüm haber ve etkinlikler derginizde.
• Dergimizin en sevilen köşelerinden minik taraftarlarımızdan birer merhaba geliyor sizlere… “Minik Kanaryalar” adlı köşemizde siz de çocuğunuzu Fenerbahçe camiasıyla tanıştırabilirsiniz.
• Fenerbahçe Dergisi, astroloji ve bulmaca köşesiyle de taraftarın hayatına renk katmaya devam ediyor.
• Fenerbahçe Dergisi’nin 134 no’lu Nisan sayısı, gündemi oluşturan gerçek haberler ve hiçbir yerde görmediğiniz fotoğraflarla yine dopdolu. Derginizi bayiinizden ekleriyle birlikte istemeyi unutmayın. 
Keyifli okumalar…

Haber ile ilgili diğer fotoğraflar






































































Basın fotoğrafları

Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu Nisan sayısı yine dopdolu